Blog

Son Yazılar

Stres Cildi Nasıl Etkiler? Deri ve Zihin Arasındaki Bağlantı
17.10.2026

Stres Cildi Nasıl Etkiler? Deri ve Zihin Arasındaki Bağlantı

“Stresli olduğumda sivilcelerim artıyor.”“Üzüldüğüm zaman daha çok kaşınıyorum.” Bu gözlemler bazı kişilerde deri ile ruhsal durum arasındaki bağlantıyı yansıtabilir. Beyin, sinir sistemi, hormonlar ve bağışıklık sistemi deriyle sürekli iletişim hâlindedir. Stres, bu iletişim üzerinden kaşıntıyı ve bazı deri hastalıklarının seyrini etkileyebilir. Ancak her deri hastalığının nedeni stres değildir. Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi, çevresel etkenler ve hastalığa özgü nedenler de önemlidir. İlişki iki yönlüdür Stres bazı kişilerde akne, egzama, sedef ve ürtiker belirtilerini artırabilir. Deri hastalığının oluşturduğu kaşıntı, görünüm kaygısı ve uykusuzluk da stresi yükseltebilir. Böylece birbirini besleyen bir döngü oluşabilir. Küçük görünen bir lezyon, büyük bir yük oluşturabilir Hastalığın dışarıdan hafif görünmesi, kişinin az etkilendiği anlamına gelmez. Fotoğraf çektirmekten kaçınmak, sosyal ortamlardan uzaklaşmak veya geceleri kaşıntıyla uyanmak da değerlendirilmelidir. Psikodermatoloji, deri sağlığı ile ruhsal iyilik arasındaki bu ilişkiyle ilgilenir. Gerektiğinde psikolojik destek, dermatolojik tedaviye eklenebilir. Süren belirtileri yalnızca strese bağlamayın. Deri hastalığınızın uykunuzu, ilişkilerinizi ve günlük yaşamınızı nasıl etkilediğini hekiminizle paylaşın. Uzm. Dr. Armin MüştakDermatoloji Uzmanı

Devamını Oku
Leke Tedavisinde Sonbahar Neden Önemlidir? | Uzm. Dr. Armin Müştak
28.09.2026

Leke Tedavisinde Sonbahar Neden Önemlidir? | Uzm. Dr. Armin Müştak

Yaz sonunda yüzdeki veya vücuttaki lekeler daha belirgin hâle gelebilir. Bu nedenle sonbahar, lekeleri değerlendirmek ve kişiye uygun bir bakım ya da tedavi planı oluşturmak için elverişli bir dönemdir. Ancak her koyu renkli alan aynı tür leke değildir; tedaviye başlamadan önce nedenini belirlemek gerekir. Güneşe maruziyet tedavi planını etkiler Güneş ışığı, özellikle melazma gibi bazı lekelerin koyulaşmasına veya tedaviden sonra yeniden belirginleşmesine yol açabilir. Sonbaharda açık havada geçirilen süre ve yoğun güneş maruziyeti birçok kişi için azaldığından, önerilen cilt bakımına ve işlem sonrası korunmaya uyum sağlamak kolaylaşabilir. Bu, sonbaharda güneş koruyucuya ihtiyaç kalmadığı anlamına gelmez. Korunma bulutlu günlerde ve kış aylarında da sürmelidir. aad.org Önce lekenin türü anlaşılmalı Melazma, güneşle ilişkili lekeler ve akne sonrasında oluşan koyu izler farklı nedenlerle ortaya çıkar. Aynı görünen iki leke için bile farklı yaklaşımlar gerekebilir. Yeni oluşan veya görünümü değişen bir lezyonu yalnızca “leke” olarak kabul edip kozmetik bir işleme yönelmek doğru değildir; önce dermatolojik değerlendirme gerekir. aad.org Her lekeye lazer uygulanır mı? Hayır. Lekenin türüne ve cildin özelliklerine göre güneşten korunma, uygun cilt bakım ürünleri, reçeteli tedaviler veya bazı işlemler değerlendirilebilir. Özellikle melazmada lazer ve peeling gibi işlemler dikkatle seçilmelidir; uygun olmayan uygulamalar lekeyi artırabilir veya tekrarlama riskini ortadan kaldırmaz. aad.org Sonbaharın değeri, herkese aynı işlemi uygulamakta değil; yaz sonrası cildi değerlendirmek, doğru tanıyı koymak ve sürdürülebilir bir plan başlatmaktadır. Tedavinin zamanı ve yöntemi, muayenede lekenin türüne ve kişinin günlük güneş maruziyetine göre belirlenir. Uzm. Dr. Armin Müştak — Dermatoloji Muayenehanesi, Ankara Çankaya

Devamını Oku
Botoks veya Dolgu Randevunuza Hazırlanmak !
03.08.2022

Botoks veya Dolgu Randevunuza Hazırlanmak !

Botulinum Toksin veya Dolgu Uygulamasına Nasıl Hazırlanılır? Botulinum toksin ve dolgu, uygulama yöntemleri ve işlem sonrası süreçleri birbirinden farklı olan tıbbi uygulamalardır. Hazırlık önerileri yapılacak işleme, uygulama bölgesine ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir. İşlem Öncesinde Hekiminize Neleri Bildirmelisiniz? Muayene sırasında aşağıdaki bilgilerin paylaşılması önemlidir: Kullanılan reçeteli ilaçlar ve takviyeler Kan sulandırıcı veya kanamayı etkileyebilecek ilaçlar Bilinen alerjiler ve geçirilmiş hastalıklar Gebelik veya emzirme durumu Aktif enfeksiyon, uçuk ya da uygulama bölgesinde yara bulunması Daha önce yaptırılan botulinum toksin, dolgu veya diğer estetik işlemler Önceden uygulanan dolgunun türü ve uygulama bölgesi Aspirin, klopidogrel, kan sulandırıcılar ve diğer reçeteli ilaçlar hekim önerisi olmadan bırakılmamalıdır. Gerekli görülürse ilacı reçete eden hekimle birlikte değerlendirme yapılır. Randevudan Önce İşlemden önceki 24 saat içerisinde alkol tüketiminden kaçınılması morarma riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Reçetesiz ilaçlar ve bitkisel takviyeler dâhil kullanılan bütün ürünler hekime bildirilmelidir. Uçuk öyküsü bulunan kişilerde, özellikle dudak çevresine uygulama planlanıyorsa koruyucu tedavi gerekip gerekmediği değerlendirilir. İşlem günü aktif enfeksiyon, ateş, uçuk veya ciltte belirgin tahriş bulunuyorsa randevu ertelenebilir. Randevu Günü Randevuya mümkünse uygulama bölgesi temiz ve makyajsız olarak gelinmelidir. Aç kalmak gerekmez; hafif bir öğün tüketmek ve yeterli su içmek enjeksiyon sırasında oluşabilecek baş dönmesi veya baygınlık hissinin azaltılmasına yardımcı olabilir. İşlem öncesinde yüz anatomisi ve uygulama bölgeleri değerlendirilir. Gerektiğinde fotoğraf çekilir ve kullanılacak ürün, beklenen etkiler, sınırlılıklar ve olası riskler hakkında bilgilendirme yapılır. İşlem Sonrasında Enjeksiyon noktalarında geçici kızarıklık, hassasiyet, şişlik veya morarma görülebilir. Dolgu sonrasında ilk günlerde oluşan şişlik, sonucun olduğundan farklı görünmesine neden olabilir. Botulinum toksinin etkisi ise hemen başlamaz ve zaman içerisinde belirginleşir. İşlem sonrasında: Uygulama bölgesine hekimin önerisi dışında baskı veya masaj yapılmamalıdır. Yoğun egzersiz, sıcak ortamlar, alkol tüketimi ve diğer estetik işlemler konusunda verilen önerilere uyulmalıdır. Beklenmeyen veya giderek artan ağrı, şişlik, kızarıklık ya da başka bir yakınma gelişirse muayenehaneyle iletişime geçilmelidir. Dolgu sonrasında şiddetli ağrı, ciltte beyazlaşma veya gri-mor renk değişikliği, görmede bulanıklık ya da görme kaybı gelişmesi acil değerlendirme gerektirir. Botulinum toksin sonrasında gelişen yutma, konuşma veya solunum güçlüğünde acil tıbbi yardım alınmalıdır. Uzm. Dr. Armin Müştak Dermatoloji Muayenehanesi’nde botulinum toksin ve dolgu uygulamalarına uygunluk, dermatolojik ve anatomik değerlendirme sonucunda belirlenir. İşlem öncesi ve sonrası öneriler kişiye özel olarak açıklanır.

Devamını Oku
O Dudakları Koru Kızım!
01.08.2022

O Dudakları Koru Kızım!

Güneşili günlerde ve yaz günlerinde, muhtemelen güneş kremi ile cildinizi şımartıyorsunuz. Ancak yanmaya meyilli önemli bir alanı unutuyor olabilirsiniz: dudaklar. Dudaklarınız, özellikle alt dudağınız, dışarıdayken sürekli güneş ışığına maruz kalıyor. Ayrıca dudaklar vücudun diğer bölümlerinden daha incedirler ve daha az melanin içerirler, bu da onları UV ışınlarına karşı daha duyarlı hale getiriyor. Güneşin etkileri birikicidir ve dolayısıyla güneş hasarları ileri yaşlarda cilt kanserine yakalanma riskini artırabilir. Dudaklarınızı güneşin zararlı ışınlarına karşı korumak için SPF 30 veya daha yüksek bir dudak balsamı kullanmalısınız.  Bu koruyucaların için Çinko oksit ve titanyum dioksit gibi doğal aktif maddeler hem dudakları nemlendirir hem de güneşin UV ışınlarına karşı fiziksel bir bariyer sağlar. Dudak balsamını dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce uygulayın ve sürmeye tekrar tekrar devam edin. Güneş kremi muhtemelen yemek yedikten, içtikten, yüzdükten, ağzınızı ovuşturduktan veya dudaklarınızı yaladıktan sonra silinecektir. Alt dudağınıza özellikle dikkat edin; yüzden daha fazla çıkıntı yaptığı için yanma olasılığı daha yüksektir.Ayrıca geniş kenarlı bir şapka gibi fiziksel bir bariyer takmanızı öneririm. Gölgede kalmak kesinlikle dudaklarınızı korumaya yardımcı olacaktır, Güneş hasarını önlemenin en iyi yolu sabah 10.00 ile 14.00 arasında doğrudan güneş ışığından kaçınmaktır. Güneş maruziyeti sonucunda yanan dudakları iyice nemlendirmek, Bol su içmek ,doğru bakımını yapmak 3-5 gün içinde sonuç verecektir. Dudaklarda güneş sonrası yanık gelişirse, soğuk kompres kullanmak ,hassasiyet ve şişliği hafifletmeye yardımcı olması için iltihap önleyici bir ağrı kesici alın. Antibakteriyel bir krem veya gümüş işçerikli kremler işe yarayacaktır.

Devamını Oku
Dudak Dolgusu Yolculuğu !
01.08.2022

Dudak Dolgusu Yolculuğu !

Bugün size dudak dolgusu yolculuğu ve kullanılan dolgu maddeleri, özellikle dudakta enjeksiyon sonrası ne  bekleyeceğimiz konusunda birçok konuyu aydınlatacağım.  Herşeyden önce Dr.Armin Müştak Kliniğinden bir randevu almanız gerekiyor…sonuçta size yapılacak enjektörün kimin elinde olduğunu görmeniz gerekiyor …bizim acelemiz yok ,sizin de aceleniz olmasın bence …gereken bütün ayrıntıları ve sizi ne beklediğinizi bilmenizi istiyoruz. Size kullandığımız maddenin ayrıntılarını göstererek anlatıp ,etiketini veriyoruz ,uygun fiyatlandırma seçeneklerini sunuyoruz ve süreç boyunca size yol gösteriyoruz.  Morarma ve ciddi şişkinliklerden kaçınmak için ,Size verilen uygulama randevusundan  iki gün önce, alkollü içeceklerden ve Aspirin gibi kan sulandırıcı herhangi bir ilaçtan kaçının. Uygulamadan önce bölgesel uyuşturma jeli sürüp yaklaşık 15-20 dakika bekletiyoruz. Yeterince uyuştuğunuzdan emin olduktan sonra bölgeyi defalarca temizliyoruz. Kullanılan dolgu maddelerinin içinde  ekstra uyuşturucu madde bulunduğu için tedaviniz sırasında daha fazla uyuşukluk hissedeceksiniz, bu yüzden tereddüt etmemelisiniz! Enjeksiyonlarınızdan sonra  yeni dudaklarınız ile ÇOK heyecanlı ve mutlu olacaksınız! Şişliğinizi veya herhangi bir rahatsızlığı hafifletmek için sizi bir buz torbasıyla eve gönderiyoruz.  Uygulama sonrası birkaç gün için dikkatli olmak, ürünün su tutması ve oturması için öpüşmek ,sigara içmek ve pipet kullanmaktan uzak durmanız daha doğru olur . Randevunuzdan sonraki gün: 1.Gün: Dudaklarınız aşırı dolgun ve şiş görünecek, ancak endişelenmeyin çünkü bir şırınga çok az miktarda dolgu maddesi içeriyor ve korktuğunuz şey normal bir şişliktir. Kendinizden korkup “ben ne yaptım diyebilirsiniz !”  ancak bu görünüme henüz alışkın olmadığınızı ve birkaç gün sonra bu durumun sakinleşeceğini unutmayın. 2.- 3. Gün: Bu günlerde biraz morarma yaşayabilirsiniz, bu kesinlikle normaldir. Ayrıca dudak çevresinde şişlikler veya bizim tabirimizle “topaklar” hissedebilirsiniz. Bu topaklar kendiliğinden geçecektir ama biraz masajla ovalamaya ihtiyacı olabilir. 4.- 5. Gün: Bugünlerde yeni görüntünüze alışmaya başlıyorsunuz ve kendinizi aynaya çok daha fazla bakarken yakalıyor olabilirsiniz. Yeni bir ruj veya kalem sürmeyi deneyebilirsiniz, ancak dudaklarınızı seveceksiniz. 5.günden sonra: Şişkin görünüm artık gerilemiş durumda . Hatta keşke daha fazla dolgu yapsaydım diye düşünebilirsiniz …sorun değil! Kliniğimizde kullandığımız Juvederm’in bir şırıngasının bir çay kaşığının yarısı kadar bir volüme sahip olduğunu unutmayın, bu nedenle başka bir şırınga almak isteyebilirsiniz.    Aşırıya kaçmadan, yüzünüzün şekline uygun, doğal, dolgun görünümlü bir dudak elde etmeyi bize bırakın. Öncesi ve sonrası resimleri seveceğinize söz veriyoruz!

Devamını Oku
HPV Aşısı
24.01.2022

HPV Aşısı

  Çocuğunuzu 11-12 yaşlarında HPV (Human Papilloma Virüs)  aşısı ile yaşamın ilerleyen dönemlerinde belirli kanserlerden koruyun.   Çocuğuma ne zaman HPV aşısı yaptırmalıyım? 1. doz 11-12 yaş (9 yaşında başlayabilir)   2. doz İlk dozdan 6-12 ay sonra     9 yaşıtan itibaren yapılabilen HPV aşısı 11-12 yaş arası çocuklara 6 ila 12 ay arayla iki doz HPV aşısı yeterlidir. HPV aşı serisine 15. doğum günlerinde veya sonrasında başlayan çocuklara 6 ay boyunca verilen üç doz gereklidir. 1.Doz 0.       AY 2.Doz 1.     AY           3.Doz         6.    AY   Erken koruma en iyi sonucu verdiği için HPV aşısının geç değil , erken yapılması önerilir. Çocuğunuzu virüsle temas kurmadan çok önce korur.   Gençler ve genç yetişkinler de aşılanmalıdır Henüz tam olarak aşılanmamışlarsa, 26 yaşına kadar herkes HPV aşısı olabilir ancak 26 yaşından sonra herkese HPV aşısı önerilmez. Yaşları 27 ila 45 arasında olan ve henüz aşılanmamış bazı yetişkinler, doktorlarıyla yeni HPV enfeksiyonu riskleri ve aşının onlar için olası yararları hakkında konuştuktan sonra HPV aşısı olmayı seçebilirler. Ancak unutmamak gerekir ki yetişkinlerde HPV aşısı daha az fayda sağlar, çünkü bu yaş aralığındaki insanların birçoğu zaten HPV'ye maruz kalmış sayılıyor.   HPV aşısı kansere neden olan enfeksiyonları ve kanser öncülerini önlüyor HPV aşılarının Amerika Birleşik Devletleri'nde ilk kez kullanıldığı 2006 yılından bu yana ,HPV enfeksiyonları ve rahim ağzında kansere yol açabilen anormal hücreler görme sıklığında belirgin azalma kaydedilmiştir. Bu aşılanma programı sonucunda genç kızlar arasında, genital siğillere neden olan HPV tipleri ile enfeksiyonlar da yüzde 88 oranında azalmış görünüyor. Genç yetişkin kadınlar arasında, rahim ağzı kanserine ve genital siğillere neden olan HPV tipli enfeksiyonlar da yüzde 81 oranında azaldı.   HPV aşısı çok güvenlidir. 15 yılı aşkın izlenme ve değerlendirme sonucu, HPV aşılarının çok güvenli ve etkili olduğunu göstermiştir. Tüm aşılar gibi, bilim adamları da güvenli ve etkili olduklarından emin olmak için HPV aşılarını izlemeye devam ediyor.   Olası yan etkiler Herhangi bir aşı veya ilaç gibi, HPV aşılarının da yan etkileri olabilir. En yaygın yan etkiler hafiftir ve şunları içerir: Aşının yapıldığı kolda ağrı, kızarıklık veya şişlik Baş dönmesi veya bayılma (HPV aşısı da dahil olmak üzere herhangi bir aşıdan sonra bayılma, ergenlerde daha sık görülür) Mide bulantısı Baş ağrısı  

Devamını Oku
COV 19 Pandemisi ve bazı sorular !?
14.01.2022

COV 19 Pandemisi ve bazı sorular !?

Pandemi sürecinde hastaların taleplerinde bir değişiklik oldu mu? En çok hangi uygulamaları gerçekleştirildi?   Yaklaşık bir buçuk yıldan beri iyileşmeler ve kötüleşmeler ile seyreden dalgalı Cov-19 Pandemi sürecinde Dermatoloji Klinik olarak büyük tecrübeler yaşadık . Farklı şikayetleri olan ve pandemi nedeniyle hastanelere gitmek istemeyen hastalar özel kliniklere akın etmeye başladılar.Bu zeminde kliniğimizi fiziki olarak bu artan talebe hazır hale getirmeye çalışarak sosyal mesafeye dikkat etmek , tüm yüzeylere püskürtülen dezenfektan maddeler ve  UVC ile kliniği belli saatlerde dezenfekte etmeye çalaışarak daha sağllıklı bir ortam hazırladık .Bu özel dönemde tüm dermatolojik hastalıkların yanında Psoriasis,Lichen ve çeşitli Dermatitler gibi stres ile bağlantılı rahatsızlıkların artışına da şahit olduk ve oluyuruz .Bu süreçde gece artan kaşıntı şikayeti ile seyredenve halk arasında uyuz olarak bilinen skabies hastalığında büyük bir artış yaşandı . Bu hastalığı ortaya çıkaran mikroskopik böcek aynı zamanda birçok tedaviye direnç kazanmakta .   Maske ve dezenfektan kullanımıyla birlikte pandemi döneminde yaşadığımız stres de cildimizi olumsuz etkiledi ve yaşlandırdı. Bu yaşlanmayı geciktirmenin ya da cildi gençleştirmenin yolları nelerdir? Deriye yapılan mezoterapi uygulamaları , deri altına yapılan hiyaluronik ,derinin ihitiyacı olan amino asitler ,vitaminler ve az miktarda botoks kombinasyonu olarak bilinen mezobotoks uygulaması ile deriye relaks ,berrak ,genç ve güzel görünüm kazandırmak bu dönemin en çok talep edilenler arasında …Kliniğimizde çeşitli cihazlar , farklı dalga boylarına sahip lazerler , dolgu enjeksiyonları , iplerle asma teknikleri ve ürünlerin yanında yapılan dermatolojik cilt bakımları pandemi sürecinde uzun süre bu bakımlardan mahrum kalanlar için mükemmel iyileşmeler sunuyor.   Aynaya baktığında insan kendini beğenmezse bu negatif duygular mutlaka psikolojisini olumsuz etkileyecektir. Bu anlamda gerçekleştirdiğiniz işlemlerin sosyal ve psikolojik etkileri ile ilgili neler yaşandı? Embriyolojik olarak deri ve sinir sistemi ektoderm olarak bilinen hücre katmanında köken alıyor ve dolayısıyla bu iki organın yakınlığı ve birbilerini etkilemeleri kabul edilir .Sinir sistemini etkileyen sorunlar ve stresler deriye mutlaka yansımakta…Bu yüzden stresi azaltarak deride iyileşme göreceğiz . Ertelenmiş işleri çözmek , gereksiz sorumluluklar almamak ve onları reddetmek , geçmişteki olumsuzlukları sürekli hatırlamak yerine onlardan ders alıp geleceğe bakmak , spor,dans ,yoga ,pilates ,Tai Chi gibi sizi rahatlatan eylemlerde bulunmak stres yükünüzü azaltıp derinize de mutlaka yanısıyacaktır. Yaşlanma belirtilerini azaltmanın yolları doğru bir yakın değerlendirmek ve derinin ihtiyaçlarına göre beslenme ve bakım tavsiyelerinden geçmektedir. Genç görümesini istediğiniz bir derinin alt yapısını iyileştirmek , onu olumsuz yönde etkileyen faktörlerden arıtmak , stresten uzaklaştırmak ve doğru beslemeden mümkün olmayacak .

Devamını Oku
İple Yüz Asma - Silhouette Soft
13.01.2022

İple Yüz Asma - Silhouette Soft

Şu an cilt kaldırma ve sıkılaştırma için en etkili cerrahi olmayan yöntemlerden biri deri altına sokulan iğneler aracılığıyla gelen mucizedir . Bu yöntemde uygulanan materyallerden  Silhouette Soft Threadlift  , ilk defa 12 yıl önce Amerika’da uygulandı ve hızlı bir şekilde tüm dünyada başarılı sonuçlar ortaya koydu. Cerrahi olmaya ve %100 güvenli olan bu yöntem lokal anestezi ve ağrısız bir süreç şeklinde Silhouette Soft  adlı iplerle yapılıyor .Daha önce yüksek dayanıklığı nedeniyle  kalp ve damar cerrahide sık kullanılan Polilaktik asit içeren iplikler üzerlerinde koni şeklinde uzantılar kaldırma gücünü ortaya çıkarıyor.Güçlü ve  ortalama 18 ay gibi uzun süre kalıcılığı olan Silhouette Soft ipler çevrelerinde kollagen ve elastin gibi deriyi sıklaştıran proteinlerin üretimini arttırdıktan sonra yavaş yavaş erimeye ve kaybolmaya başlarlar. Deri altına yerleştirilen iplikler sonuçta tamamen erir ve yeni kolajen gelişimini artırırken organizmadan kaybolur. Polilaktik asit içeren ipler yüz germede kullanılan diğer iplere göre daha dayanaklı,daha az yan etkili ve koni uzantılarına bağlı daha çok kaldırma gücüne sahipler . Yüzde istenilen lifting sonucu uygulamadan hemen sonra görülebilir ancak zaman geçtikçe daha dolgun ve iyi hale gelir. Yüz kaldırma ve yüz germede cerrahi olmayan en önemli yöntemlerden biri haline gelen iple yüz germede bizim amacımız aslında zamanla yer çekimine yenilen yüz ve boyun topografisini yeniden konumlandırmak .Sonuçlar hemen görünür hale gelir ancak ilerleyen aylarda daha çok gelişip yüzümüze daha genç , dolgun dinlenmiş ve sağlıklı bir ifade kazandırır. Gençlik ipi de denilen bu tedavi yöntemi genel anestesi almak istemeyen , cerrahi işlemleri tercih etmeyen veya çok ciddi sarkma problemi olmayanlar için gerçekten ideal bir yöntem olarak kabul edilir. Bu mükemmel yöntem ile dolgu ve  botoks uygulamalarını da rahatlıkla kombine etmek mümkün . Kullanmı yerleri  Başlıca kullanım yüz germe,kaş kaldırma, göz kapağı kaldırma, alt çenede hatların keskinleşmesi ,boyun kırışıklıklarının azaltılması,burun ucu kaldırma olarak sıralanabilir. Yüz dışında  üst kol, uyluk ve doğum sonrası sarkan göbeklerde vücudu sıkılaştırmak tercih edilebilir. Hem içerik hem ip yapısı olarak PDO iplerle(örümcek ağı) farklı olan  bu tedavi kalıcılık olarak daha uzun ve en önemlisi kaldırma gücünün çok daha büyük olmasıdır. Diğer fark ise daha önceki ip tedavilerinin aksine ortalama 100 iğnenin yerine sadece 12 iğneyle iş bitiriliyor . Yaklaşık 45 dakika süren uygulama sonrası hafif bir ödem söz konusu olabilir.Bu şişkinlik genellikle 1-3 gün içinde kaybolur.Birçok kişi aynı gün işe bile gidebilir.İşlem sonrası morarma söz konusu olabilir ancak makyaj ile rahatlıklar kapatılır. Enfeksiyonlar, sinir hasarı veya kan damarlarının hasar görmesi son derece nadirdir.Tedavi sonrası geçici küçük düzensizlikler görülebilir ,bu sıkıntı hafif yüzeyel bir masajla giderilir.

Devamını Oku
Ameliyatsız Burun Estetiği
13.01.2022

Ameliyatsız Burun Estetiği

  Ağır burun estetiği ameliyatı olmadan daha güzel bir görünüm elde etmek isteyen hastalar için harika ve uygun fiyatlı bir alternatiftir. Rinoplastinin komplikasyonlarının yanı sıra, estetik görünüm ile ilgilenen hekimler bazı hafif problemlerini düzeltmek için daha kolay yollar aramaktadır. Yüz kırışıklıklarının tedavisinde devrim yaratan ve birçok kişiyi gereksiz ameliyatlardan, zaman alıcı ve pahalı lazerlerden kurtaran Botox uygulamaları gibi bu yöntem de birçok gereksiz burun ameliyatını önleyecektir. Tüm burun ameliyatlarının yarısından fazlası gerçekten gereksizdir ve ileri cerrahi yöntemleri kullanmadan büyük maliyet ve korkunç komplikasyondan kaçınarak sorun çözülebilir. Bu yöntemde burun özel kremlerle uyuşturulduktan sonra, uygun miktarda kalsiyum hidroksiapatat (radiess) veya hyaluronik asit (juvederm) dolgu maddesi ince bir iğne ile cilt altına enjekte edilir. Burun kemerinin çıkıntısını ortadan kaldırmak veya burun ucunu yükseltmek için gerektiği kadar dolgu maddesi belirli bölgelere enjekte edilir. Ayrıca burun düzensiz, asimetrik veya girintili ise burun yüzeyini düzleştirmek için bu alanlar doldurulabilir ve uygun bir görünüm oluşturulabilir. Ameliyatsız burun estetiği için uygun adaylar kimlerdir: Burun kemerinin kaybolmasını isteyenler Burunda asimetri veya girinti olan kişiler Burun ucunun asimetrisi Daha yüksek burun ucuna sahip olmak isteyenler Daha önce burun estetiği olmuş ,sonuçtan memnun olmayan ve ameliyatsız düzeltmek isteyen kişiler   Kimler ameliyatsız rinoplasti için iyi bir aday değildir? Büyük ve iri bir burnu olan ve yüzüne uymayan kişiler Septal deviasyonu olan kişiler Şiddetli burun tıkanıklığı olan kişiler     Rinoplasti ile Dolgu Uygulamaları karşılaştırıldığında: Cerrahi yöntemde kişi tamamen uyuşturulurken, ameliyatsız yöntemde kişi bilinçli olmasının yanı sıra enjeksiyonu adım adım aynada gözlemleyebilir ve doktora yardımcı olabilir. Dolgu ile burun estetiği yönteminde ameliyat sonrası dinlenme gerektirmez ve 3-4 günlük hafif şişlik veya hafif morluklara neden olabilir. Buruna yapılan dolgulardan sonra ağrısı yoktur veya çok azdır. Cerrahi operasyonlarında yapılan anestezinin bazen çok tehlikeli olabilecek yan etkileri yoktur. Burun veya bandaj üzerine yapıştırıcı sürmeye gerek yoktur. Dayanıklılık Burun fazla hareket etmediği için estetik amacıyla yapılan dolgu maddelerimiz az 3 yıla kadar kalıcılık göstermektedir.

Devamını Oku
Düğün Gününe Estetik Hazırlık
30.12.2021

Düğün Gününe Estetik Hazırlık

Evlilik günü Çiftlerin herkesten daha güzel görünmek istedikleri şölendir. Bu kutsal güne gelin ve damat, her yönüyle incelikli ,ve iddialı hazırlanmaya çalışır. Özellikle gelin adaylarının düğün gecesi daha parlak, daha canlı ve daha güzel bir cilde kavuşması, yüz hatlarının belirginleşmesi ve damat adaylarının da dinlenmiş ve orantılı bir yüz şekline sahip olabilmesi için çeşitli bakım ve uygulamalar yapılabilir. Düğün öncesi kliniğimize başvuran gelin ve damat adaylarının ilk önce şikayetlerini dinliyor ve detaylı muayene sonrası ,mutlu günlerinde daha güzel ve yakışıklı görünebilmeleri için birlikte en iyi ve doğru şekilde bir plan hazırlıyoruz.  Düğün tarihinden yaklaşık 2-4 hafta önce kliniğimize başvurmaları önerilen adaylara uygulanan yöntemler genellikle acısız olup kısa süreli kızarıklık veya çok hafif şişliklere neden olabilir. Bu doğal süreci veya istenmeyen etkileri önlemek ve gidermek amacıyla düğünden 2-4 hafta önce işlemleri gerçekleştirmeleri önerilir.  Yüz , Boyun ve Dekolte için PRP… Her kadın hayali olan gelinlikte daha hoş ve güzel görünmek içi kendi kanından ayrıştırılan trombositlerden ve büyüme faktörlerinden zengin PRP uygulamalarını tercih edebilir. Düğünden önce 6 haftalık bir süreçte ,Yüz ,boyun, dekolte ve ellere uygulanan PRP uygulama seanslarıyla deride hücre sayısı artıyor ,kollagen ve elastin gibi yapı taşlarının sentezi güçlendirerek bu alanlarda dolgunluk , parlaklık , canlılık ve tazelik ortaya çıkarılır. Ciltte gözenekler küçülüp,nem tutma kabliyeti ve elastikiyet artıyor, yenilenmeden dolayı lekelenmeler azalıp cilt kalitesi artıyor. Botoks düğünden 3-4 hafta önce yaptırılmalı Botoks uygulamasının sadece orta yaşın kullanabileceği ve kadınlara mahsus bir ayrıcalık olduğunu düşünenler yanılıyor çünkü gençlerin yüzündeki ince çizgileri"botoks" uygulamaları ile çözümlenebilir.Hem gelin hem de damatta doğru dozlarda uygulanacak botoks ile yüz, ferah ve aydınlık bir ifade kazanacak. Uygulamanın, düğünden yaklaşık 3-4 hafta önce planlanarak yapılması gerekiyor. Terlemek artık kontrol altında Düğünde gelin ve damadı çileden çıkaran aşırı terlemeye de düğün öncesinde çözüm getirilebilir .Törenden 15 gün önce koltuk altı , avuçlar veya saçlı deriye uygulanacak Botoks ile inanılmaz bir konfor yakalamanız mümkün olacaktır.   Dolguyla büyüleyin … yüzde hacim kazanılması gereken yetersiz boyutta yanak ve elmacıklara , küçük çenelere Hyalurunik asit içeren dolgu yapılabilir, böylece kusurlar giderilir ve yüzün daha çekici görünmesi sağlanabilir.Göz altı morluklar ve çöküntüleri çok iyi duruma getirmek için yapılan ışık dolgusuyla gözaltına kapatıcı bile sürmeden çok iyi görünecek . İnce ve küçük ve kuru görünen dudaklar dolgularıyla daha diri , belirgin ve çekici olacaktır. Dolgu enjeksiyonları burun görüntüsünü sevmeyen veya cerrahiden çekinen gein ve damat adayları için de pratik bir çözüm sağlar . Burun dolgusuyla kemerli burun düzleştirilebilir, burun ucu hafifçe kaldırılabilir.  Saçlarınızı canlandırın  Kliniğimizde gür, parlayan ve sağlıklı saçlar için mezoterapi ve PRP gibi farklı tedavi seçenekleri sunuyoruz. Saç mezoterapisinde, 2-4 mm derialtında bulunan saç soğanlarının daha sağlıklı olması için gereken vitaminler,mineraller, amino asitler ve kan dolaşımını iyileştiren koktailler hazırlanıp çok ince iğnelerle saçlı deriye uygulanır. 2-3 aylık bir süreçte seans bu işlem neticesinde saçların beslenmesi ve güçlenmesi sağlanıp gelin ve damat adayları daha parlak,canlı ve gür saçlara sahip olacaklar. Saç ekimi planlayan damat adylarında bunu en erken zamanda düğünden ortalama 6 ay önce yaptırmış olmaları idealdir.   Lazer epilasyonu unutmayın ! Kliniğimizde Düğünden hemen önce ya da aylar öncesinden başlanabilecek olan lazer epilasyon ile Yüz, koltuk altı, genital bölge, bacaklar , kollar veya vücudun herhangi bir yerinde kalıcı bir şekilde istenmeyen kıllar yok edilebilir. Bunun için kliniğimize başvuran kişiye özel lazer epilasyon planlaması yapılır. Damat adayları ve erkekler de koltuk altı, yanak, kulak çevresi, elmacık ve boyun bölgelerindeki tüylerinden kurtulabilmek için bu yöntemi kullanıyorlar.  Medikal bakıma başlayın…  25 yaş üstü gelinlerin Yaşlanan cilt ve cilt altı dokusunu daha canlı, gergin, doğal ve parlak göstermek için derinin su tutma kabliyetini arttıran , hücrelerin yenilenme büyüme kapasitesini çoğaltan ve deride oksijen oranını arttıran hiyalurunik asit ,aminoasitler , antioksidan , vitamin ve mineraller içeren koktailler hazırlanır ve deri altına enjekte edilir. Ortalama 45 dakika süren işlem sonrası ciltteki lekeler, büyümüş gözenekler, yağlanma düzensizliği, sarkmalar tedavi edilebilir. Medikal cilt bakımlarda mevsime göre uygulanan kimyasal peelingler ile cilt üzerindeki ölü tabakanın kalınlığı azaltılıp deriye parlaklık ve canlılık kazandırılır .  Gençlik İpiyle Çekilen Güzellik … Daha çok hafif sarkmaları olan kişilerde tercih edilen iple yüz gerdirme yöntemi yüz ve boyunda sarkmaları olan hastaya düğünden 2-4 ay önce lokal anestezi altında ve yaklaşık 45 dakikada uygulanabilir.İşlemin tam olarak etkisini gösterebilmesi için düğün tarihinden 2-3 ay önce uygulamanın yapılması gerekiyor. Bu uygulamada cilt altına yerleştirilen insan dokusuna uyumlu olan polilaktik asit içerikli İplerle yüz germe hızlı bir toparlanma etkisi gösteriyor. Özellikle Örümcek Ağı estetiği, yağ enjeksiyonlarıyla kombine edilerek, belirgin bir kontür hattı oluşturmamıza yardımcı oluyor. Gençlik ipiyle hacim kaybı ve cilt sarkması etkilerini gidermek için kanıtlanmış yeni bir tedavi yöntemidir. Özellikle, orta ve alt yüz problemlerinde kullanılan en iyi yöntemdir. Diğer PDO iple ve/veya Botox, dolgu gibi uygulamalarla kombine edilebilir. Kullanılan Botox ve dolgu yapılma sıklığının ve dozlarının azalmasını sağlar. Gençlik İpi yanak bölgesi, burun kenarı çizgilerinde ve kaş kaldırmada çeşitli tekniklerle kolayca ve kesi olmadan uygulanabilir.   Kalıcı Makyaj Konforu ! Mikropigmentasyon olarak adlandırılan kalıcı makyaj, ince uçlu başlıklarla cilt , kaş ve göz rengine uygun olarak ,ihtiyaç duyulan bölgeye boyaların cilt altına yerleştirilme sanatıdır. Kalıcı makyaj, makyaj tazeleme gibi bakımlara sık sık ihtiyaç duyan kadınlara büyük konfor sağlayarak çok tercih edilen bir uygulama haline gelmiştir. Kalıcı makyaj, cilt yüzeyindeki travma, yanıklar ve ameliyat sonrası oluşan izlerde kamuflaj amacıyla da kullanıldığı gibi mastektomi yapanlarda göğüs ucu çizim için de kullanılır. Son zamanlarda yaygınlaşan ve neredeyse kadınların gözdesi haline gelen en son tekniklerden biri olan Kıl tekniği ile tamamen doğal kıl efekti verilerek yapıldığı için kalıcı makyaj sizi çok daha doğal bir görüntüye kavuşturur. 2-3 ay düğünden önce yapılması planlanan ve kalıcılık süresi 2-3 yıl olan kalıcı makyaj uygulamasıyla gelinler daha çekici kaşlar, göz kapakları ve dudaklara sahip olacaklar. Uz.Dr Armin MÜŞTAK

Devamını Oku
Kırışıklıklar ve Tedavi Yöntemleri
30.12.2021

Kırışıklıklar ve Tedavi Yöntemleri

İnsanoğlu yüz yıllardan beri yaşlanmayı yavaşlatmak ,yaşam kalitesini yükseltmek ve genç görünmek için yen arayışlar içine giriyor. Canlıların genetik özelliklerine bağlı olarak önceden kurulmuş bir saat niteliği taşıyan yaşlanmanın hızı aynı tür canlıların arasında bile farklılık gösterebilir. Bu karmaşık süreçte belirli zaman diliminde insan vücudunun hücreleri zayıflamaya başlayıp fonksiyonlarını yavaş yavaş kaybediyorlar. İlerleyen zamanla ortaya çıkan eklem rahatsızlıkları,kalp ve damar sorunları, endokrinolojik hastalıklar , deride kırışıklıklar ve tüylerin beyazlaşması gibi belirtilerle yaşlanma geldiğini haber veriyor .Yaşlanma belirtilerini ilk olarak gösteren deri bu süreçte kronolojik yaşlanmanın genetik,metabolik ve endokrin faktörlerinin yanında ultraviyole maruziyeti ,sigara,soğuk,rüzgar,nemin azalması,alkali sabunların kullanımı gibi çevresel faktörlerden de etkilenmektedir. Yaşlanma ile güneş görmeyen bölgelerde göze çarpan değişiklikleri kuruluk, deride incelme, ince kırışıklıkların belirmesi, elastikiyet kaybı ve lekelerin ortaya çıkması ve sayılarının artması olarak sıralamak mümkün .  Ultraviyole ışınları gören bölgelerde deride kalınlaşma ve kabalaşmanın yanında, elastikiyette bozulma, ve derin kırışıklıkları ortaya çıkar. Yaşlanma sürecinde derinin dokusu, metabolik ve fizyolojik fonksiyonlarında değişiklikler  ortaya çıkmaktadır. Örneğin hücrelerde DNA hasarı tamir kabliyeti , D-vitamini oluşturma gücü, savunma sistemin koruyucu özelliği, deri bariyerinin yenilenme kapasitesi, yağ salgısı ve melanin adlı pigmentinin üretimi gibi fonksiyonlar azalır. Çevresel faktörler özellikle fotoyaşlanma süreci sonucu deri altının önemli yapı elemanlarından olan Kollajen ve Elastin adlı proteinlerde düzensizlikler ve bozulmalar ortaya çıkar. Zamanla derinin  nemli kalmasını sağlayan Hiyaluronik asit miktarı da azalır. Yavaş yavaş deride aşırı kuruluk oluşur, yüz ifadesini sağlayan adale kütlesi küçülür, deri altı yağ dokusu, kemik yapısı ve kıkırdak  doku azalır. Adale yapısı bozulması sonucu göz çevresi ve burun kenarı oluklar derinleşir . Kaşlar düşer ,üst göz kapaklarında düşüklük ve alt göz kapaklarında sarkmalar meydana gelir. Özellikle alt ve üst göz kapaklarında sarkma ve torbalanma yanında yanaklarda ve ensede de kırışıklıklar görülür. Yaşlanma sürecinin kaçınılmaz sonuçlarından biri sayılan derinin ince çizgileri güneş hasarları ve çevresel faktörlerden çok etkilenmektedirler. Derin kırışıkları değerlendirirken onları dinamik ve statik olmak üzere iki bölümde ele alıyoruz. Göz çevresinde olduğu gibi dinamik çizgiler yüz kaslarının hareketi ile ortaya çıkarlar.  Statik çizgiler ise kas hareketi ile değişmezler. Dinamik çizgiler zamanla statik hale gelebilirler. Kırışıklıkların tedavisinde iyi sonuçlar elde etmek için bir çok işlemin kombinasyonuna ihtiyaç vardır. İlk olarak ve en önemlisi olarak güneşten korunmak için gözlükler,giyisiler,geniş kenarlı şapkalar kullanıp açıkta kalan yerlere güneşten koruyucu kremler sürmek gerekiyor. Hava kirliliğinden korunmalı ve sigaradan uzak durmak gereklidir. Kurumayı azaltmak ve yaşlı deriyi daha iyi görünmesine yardımcı olmak için sürekli nemlendiriciler kullanmak ve günlük 8 bardak su tüketilmelidir. Nemlendiriciler ve güneşten koruyucuların yanında dışarıdan sürülen retinol ,C vitamini ,alfa hidroksi asitler gibi  antiaging ürünlerin kullanımı  deride kırışıklıkları azaltmakta kullanılan yöntemlerdendir. Deride statik çizgileri azaltmak,deinin su tutma kabliyetini arttırmak , kollagen üretimini tetiklemek ve deride renk düzensizliklerini düzeltmek amacıyla kimyasal peeling yapılabilmektedir. 4-6 seanslık tedavi kürleri olarak uygulanan kimyasal peeling işleminde meyve asitlerinden glikolik asit , salisilik asit ,laktik asit ve trikloroasetik asit kullanılıp derinin yüzeyel olarak soyulması sağlanır. Anesteziye gerek duymayan ve iş kaybına neden olmayan Kimysal peeling deriyi daha şeffaf ve tazelenmiş gösteriyor . Derimizde doğal olarak bulunan ve zamanla azalıp yaşlanma belirtilerinin ortaya çıkışını sağlayan  hiyaluronik asit ve  kollajen günümüzde dolgu enjeksiyonları olarak derin çizgilerin giderilmesi ve daha iyi görünmesini sağlamak için kullanılır. Dolgu maddeleri genellikle yanaklar,göz altı olukları, göz çevresindeki çizgiler,dudak çevresindeki çizgiler ve çenede ortaya çıkan derin çizgileri doldurup kişiyi daha genç gösterir. Derin çizgileri doldurmak için bir diğer yöntem hastanın kendi yağ hücreleri ile kırışıklıklarının tedavi edilmesidir. Bu tedavi yönteminde hastanın yağ hücreleri bir enjektör yardımı ile kendi vücudundan alınır ve daha sonra kırışıklık olan alanlara enjekte edilir. Genellikle 8 ay ile 12 ay arasında kalıcılığı olan dolgu madde enjeksiyonlarının yapılması çok kolaydır ve kişinin günlük hayatını etkilemez . Botolinum toksin enjeksiyon tedavisi yüz kaslarında mimik hareketleri geçici olarak durdurma sonucu gelişen dinamik kırışıklıkların tedavisinde kullanılır. Özelikle kaşlar arasında, göz çevresi ve alında ortaya çıkan bu kırışıklıklar derinin altına yapılan botox enjeksiyonu sonucunda kaz ayağı, kaş çatma ve alın çizgilerini tedavi eder. Etkisi 4-6 ay devam eden botolinum toksini mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. PRP (trombositten zengin serum ) tedavisinde, hastanın kendi kanının kırmızı kan hücrelerinden ayrışan plazma kısmı, mezoterapi veya dolgu yöntemi ile cilde uygulanır. PRP tedavisinde elde edilen bu plazmada, yoğun miktarda trombosit (pıhtı hücreleri) ve lökositler (beyaz kan hücreleri)  mevcuttur. Büyüme faktörleri salgılayan aktive olmuş trombositler ve lökositler kök hücrelerin göçünü ve çoğalmasını tetikler. Böylece derinin dokusu ve çeşitli fonksiyonlarında yenilenme meydana gelir. Uz.Dr.Armin MÜŞTAK

Devamını Oku
Erkekler İçin Kozmetik Dermatoloji
30.12.2021

Erkekler İçin Kozmetik Dermatoloji

Son yirmi yılda değişik zeminlerde kullanılan lazerler, gençleştirme programları için uygulanan botulinum toksini ve dolgu maddeleri estetik tıpta devrim yaratmış­tır.Erkekler yapı ve doğal olarak kozmetik işlem yaptırmakta kadınlara göre daha isteksizler. Ancak son yıllarda erkeklerin de botolinum toksin ve dolgu maddeleri dahil estetik işlemlere karşı ilgileri hızla artmaktadır.   Erkek ve kadın derisi arasında hormonal, metabolizma, terleme, kıllanma, deri yüzey pH’sı,yüzey yağları ve benzeri farklılıklar vardır. Erkek derisi kadın derisine göre bazı farklı özellikler taşır ,örneğin Erkek hormonları  deri kalınlığını ve yağ üretimini artırılar. Bu farklılıklar erkeklerde deride infeksiyonların artışına ve bazı deri hastalıklarının gelişmesine yardımcı olur. Erkekde derinin yüzey ve orta katmanları kadınlara göre daha kalın ancak deri altında yağ rezervleri açısından zengin olan katman daha incedir. Zamanla azalması neticesinde kırışıklıkların ortaya çıkmasına sebebiyet veren Kollajen miktarı erkek derisinde daha fazladır. Erkeklerin derisinde Sebum olarak bilinen yağ üretim ve salgısı fazla olup bu nedenle daha asidiktir ve bakterilerin artışına uygun zemin yartır. Deri bakımında, yağlı olmaları nedeni ile günde iki kez temizleme ve uygun bir nemlendirici ürün ile nemlendirme önemlidir. Önemli farklardan biri de yüzde kıl bulunması ve tıraş olma zorunluluğudur.   Erkekler gençleştirme uygulamalarından faydalanabilir mi ? Deri yaşlanması son yıllarda erkekler için de önemli kaygılar yaratmaya başlamıştır. Bu nedenle giderek artan oranda erkeklere yönelik estetik uygulamalar önerilmekte ve yapılmaktadır. Erkeklerin ihtiyaçları, beklentileri ve deri fizyolojileri bazı açılardan kadınlara göre önemli derecede farklıdır.Yüz kaslarının daha güçlü olması ve derinin daha kalın ve ağır olması zamanla ortaya çıkan kırışıklıkların ve sarkmaların daha derin ve kaba olmasına neden olabiliyor.Yüz mimik kaslarının hareketiyle oluşan çizgiler ve kırışıklıkları her zaman olduğu gibi en güzel Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen ve ticari ismi Botox olan toksinle geçici olarak durdurmak mümkün . Zamanla kafa tasımızın kemik dokusunun değişikliği ,kasların ve yağ birikintilerinin azalmasıyla kalın deri sarkmaya başlar ve bu hacim kaybını en iyi uygun dolgu maddeleriyle gidermek mümkün .Erkekler için kullanılan Botox ve dolgu enjeksiyonların miktarı kadınlara göre kesinlikle daha fazla miktardadır.   Erkeklerde lazer epilasyon uygulaması nasıl yapılır? İstenmeyen kılların uzaklaştırılması isteği binlerce yıldır insanları çeşitli arayışlara yönelt­miştir. Bir çok erkek kozmetik, sosyal, kültürel ve medikal nedenlerle istenmeyen kıllardan kur­tulmaya çalışmaktadır. Günümüzde erkeklerde, hanımlar kadar lazer epilasyon uygulamasını tercih etmektedir. Özellikle elmacık kemiği üstü, boyun, ense, kaş arası, omuz, sırt, ellerin üstü ve göğüs erkekler tarafından en çok tercih edilen bölgelerdir.Erkeklerin bazı bölgeleri çok dirençli olabilmektedir, bunun içinde birkaç seans daha fazla işlem yapmak gerekebilir. Bazı erkek hastalar uygulama alanında ki kıllarda belli bir seyrelmeye ulaşınca bu benim için yeterlidir deyip bırakabilmektedirler.   Erkeklerin daha çok ilgi gösterdikleri dövme hakkında ne düşünüyorsunuz ? Dövme, boya taneciklerinin dekoratif bir şekil oluşturmak üzere, deri altının 1-2 mm derinliğe enjekte edilmesidir. Peersing ise, değişik yapıdaki süs eşyasının deriye delik açıla­rak takılmasıdır. Dövmede en sık görülen yan etkiler, boyalara karşı gelişmiş alerjik reaksiyonlar ve enfeksiyondur. Dövme veya Peersing sonrası keloid dediğimiz kabarık yara izi , sedef hastalığı , uçuk ,zona gibi deri rahatsızlıkları tetiklenebilir. Peersingde yan etki olarak bakteriyel başta olmak üzere, viral, ,mantar enfeksiyonlarına yatkınlık ve zemin hazırlayıcıdır. Bunun yanında özellikle metallere karşı gelişen alerjik reaksiyonlar görülmekte, bunu kanama izle­mektedir. Dövme ve peersing uygulamalarında yan etkilerin görülmesi, uygulayıcının hijyene konularına ne kadar özen gösterdiği ile son derece ilintilidir.   Ve…erkeklerin en büyük sıkıntısı ….saç dökülmesi … Erkek tipi saç kaybı günümüz erkeğinin en önemli estetik kaygısıdır. Erkek tipi saç kaybına neden olan faktörlerin başında genetik yatkınlık, et­nik ve ailesel yaş ve erkek hormonlarının düzeylerinin rol oyna­dığı, dolaşımdaki bu hormonlara yanıt olarak belirli şekillerde ortaya çıkan saç kaybıdır. Erkek tipi saç dökülme paterninde tipik alının iki tarafından saç çizgisi geri çekilme olarak başlayıp tepede kılların incelmesi olarak devam eder ancak kafa arkasında saç çizgisi korunmuştur. Günümüzde erkek tipi saç dökülmesini tedavisinde ilk aşamada ağızdan testosteronun etkilerini sınırlayan ağızdan ve lokal olarak minoksidil ve finasterit gibi çeşitli ilaçlar mevcut. Erkeklerde bu önemli estetik kaygının cerrahi olarak giderilmesi için 20.yüzyılın başlarından itibaren kullanılan teknikler sonunda FUT ve FUE olarak başarılı bir şekilde devam etmektedir. Elde edilen sonuçlar açısında her iki teknikte neredeyse eşittir.Ancak FUE tekniği nere­deyse cerrahi bile kabul edilmeyen tekniği, minimal yara izi oluşumu ve hızlı iyileşme süresi nedeniy­le son 8 yıldır hastaların yoğun tercihi olmuştur.Her iki işlemde de sonuçların çok daha başarılı ve estetik görünmesini sağlamaktadır. Saç dökülmesi veya saçların zayıflamasının tedavisinde Mezoterapi , PRP tedavisini de bu arada sıralamak gerekecek .   Terleme sorununu azaltmak mümkün mü ? Terlemenin ana fonksiyonu buharlaşma yoluyla vücut ısısını yaklaşik 370C de sabit tutmaktır. Terleme genel­likle sıcak veya nemli ortamda, egzersiz,ateş ve emosyonel olarak te­tiklenir. Ter ekrin, apokrin ve apoekrin ter bezlerinin aktivitesinin ürünüdür. Aşırı ter, terli deri ve kötü vücut kokuları çoğu sosyal ortam için hoş olma­yan durumlardır. Erkeklerde daha çok görünen aşırı terleme, tipik olarak  avuçlar , ayak tabanları , koltuk altları ,yüz veya tüm vücutta yerleşimlidir. Simetrik noktalarda terleme, günlük faaliyetlerin bozulması, terlemenin sık sık tekrarı , bu rahatsızlığın erken yaşta başlanması, ailede benzer şikayetin olması, hiperhidroz veya aşırı terleme için tanı koydurucu kriterlerdir.Rahatsız edici bu durumu engellemek için günümüzde koltuk altı bölgesine uygulanan terlemeyi azaltan antiperspiranlar ve koku giderici deodorantları saymak mümkün. İyileştirme oranı ve yan etkileri tartışılan suyla iyontoforez gibi lokal uygulamalar, ağız yoluyla alınan bazı ilaçlar, cerrahi yöntemiyle terleyen bölgeleri çıkartmak ve  torasik sempatektomi gibi birçok tedavi yolu da mevcut . Son yıllarda, ter bezlerinin fonksiyonunu bloke eden Botox ismiyle tanınan botulinum toxin A’nın deri altı enjeksiyonları , çok etkin ve güvenli tedavi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu enjeksiyon neticesinde bölgesel terleme durmakta ve kişinin konforu inanılmaz artmaktadır .   Uz.Dr.Armin MÜŞTAK

Devamını Oku
Saç dövmesi
30.12.2021

Saç dövmesi

Saç dövmesi (saç simülasyonu) tüm dünyada hızla popülerlik kazanmakta.  Bu teknolojinin temelinde, saç Foliküllerinin illüzyonunu oluşturmak için kafa derisine nüfuz eden pigmentleri yerleştirmek yatıyor. Mikro pigmentasyon prosesinde deriye uygun olan ve herhangi bir alerjik reaksiyona neden olmayan pigmentler ince bir iğneyle derinin en yüzeyel katmanı olan epidemisin el alt tabakasına  yerleştiriliyor. Derinin bu katmanındaki hücreler birkaç haftada çoğalarak değiştikleri için, bu teknik ile uygulanan deri pigmentasyonu yavaş yavaş solacak ve bazen hatta dört yıla kadar dayanabilir. İşte dövmeyle farkı da burada ! Deri altı yanı Subkutan  katmanına nüfuz eden bir dövme iğnesinin nüfuz ettiği tabakanın hücrelerinin rejenerasyonu yoktur, bu nedenle Saç Simülasyonu için kullanılan pigmentler uzun süre orada kalabilir. Saçın mikropigmentasyonu veya kafa dövmesi kimlere yapılabilir? Genel olarak bu tedavi yöntemi aslında, saç kaybı ,saç naklinde kapıtılamayan kısımlara, yara izi veya skarları kapatmak , FUT tekniğinyle saç ekimi sonrası belirlenen yara izini kamufle etmek , ince veya seyrek görünen saçlı deriyi daha iyi ve dolgun göstermek , Buzz kesimi olarak görünen saç sitili isteyenlere uygulanabilir. Saç simülasyonu süreci nedir? Saç simülasyonu işlemi genellikle 2 seansta yapılır. İlk seansta, kozmetik işlemlerde kullandığımız bir topikal anestezik krem kullanarak kafa derisini uyuşturuyoruz (45 dakika). Daha sonra saç çizgisini işaretleyip ortalama 2-4 saati kapsayacak şekilde uygulama çalışıyoruz .Kontrol amaçlı yapılan ve genellikle 1 saat süren ikinci seansta hastanın istekleri de göz önünde bulundurularak pigmenti zayif noktalara rötüş uygulama yapıyoruz . Tedaviden sonra hafif ödem ve şişkinlik olabilir aynı zamanda saçlı deri ilk birkaç gün boyunca koyu renkli görünecektir. Bundan sonra, kafa derisi kabuklanma soyulmaya ve pullanmaya başlayacak ve deri rengi açık veya puslu görünecektir. Soyulma ve kabuklanma yaklaşık bir hafta sürer, bu nedenle şapka takmak isteyebilirsiniz. Toplam iyileşme süreci yaklaşık 4 hafta sürer. O zamana kadar, gerekirse ikinci tedaviniz için hazır olursunuz. Önemli olaylardan hemen önce tedavinizi planlamayın. Çünkü sonuçta bu tedavide mikro düzeyde de olsa deriye bir travma uygulanıyor ve iyileşme süreci söz konusudur . Uygulama sonrası hastanın kaçınması gereken noktalar var mı ? Evet …Uygulama yapılan bölgenin ıslanması, silinmesi, güneşe maruz kalması, çizilmesi , soyulması ve bilinmeyen krem ​​veya diğer materyallerin kullanılması doğru değil. Daha sonraki seanslarda kafa derisinin görünümü daha iyi olup saç simülasyonu doğal saçlarla bütünleşecektir. Tedavinin  seans sayısı, kafa derisine bağlı olarak hastadan hastaya farklılık gösteriyor. Nihai sonucu korumak için, her yıl yapılan uygulama alanlarına takviye pigmentasyon sonucu güçlendirecektir . Yara izleri üzerine mikropigmentasyon sonuçları farklı olabilir çünkü yara dokusu sağlam deri dokusuna kıyasla farklı tepki verir ve bu nedenle daha fazla sayıda işlem ve biraz daha koyu bir pigment gölgesine ihtiyaç duyar. Buna ek olarak hasta, skar alanında hızlı solan pigmenti güçlendiren bir seans için birkaç ay içinde geri gelemesi gerekiyor. Hangi durumlarda saç similasyonu yapmak sakıncalı olabilir ? Kemoterapi alan hastalar ,Kan pıhtılaşması sorunu olan hastalar ,Enfeksiyon hastalıkları ve hepatitten mustarip olanlar,Epilepsi hastaları,Şeker hastalığı olanlar,Albinolar ,Kalp / karaciğer rahatsızlıkları ve yüksek tansiyonu olan insanlar ,Alkol / uyuşturucu kullanan hastalar ,Antibiyotik tedavisi sırasında bu uygulamadan kaçmak gerekiyor .

Devamını Oku
Kışın Cilt Hastalıkları Artıyor
18.12.2021

Kışın Cilt Hastalıkları Artıyor

  Mevsim değişikliklerinin vücudun fiziksel ve ruhsal yapısını yakından etkileyip havaların soğuması nedeniyle adeta pusuda bekleyen birçok hastalık ortaya çıkar veya alevlenir. Soğuk mevsimlerde grip, bronşit gibi alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında bir artış olmakla beraber özellikle sonbahar aylarında depresyon vakalarında artış daha çok olmaktadır Bu mevsimde kapalı mekanlarda daha çok zaman geçirilmesi, havanın genelde soğuk ve kapalı olması, insanları karamsarlığa itmektedir Güneş enerjisi psikolojik açıdan insanları olumlu etkilediği için güneş enerjisinin azaldığı sonbahar aylarında insanların depresyona girme olasılığı artmaktadır             Kışın cildimizde nasıl bir değişiklik olur ? Derinin, her an dış dünyayla irtibat halinde olması nedeniyle fiziksel etkenlerden etkilenmemesini düşünmek yanlış olur.Güneşin etkisinin azalıp, soğuk havaların başlamasıyla, deride döneme özgü bir takım fizyolojik değişimlerin gözlenebileceğini ya da bazı deri hastalıklarının artabileceğini görüyoruz. Çevre ve fizyolojik faktörlerin etkisiyle çeşitli değişimler gösteren derimizin yazın olduğu gibi kışın da özel ilgiye ihtiyacı var. Soğuk ve kuru hava, düşük nem, rüzgar, hava kirliliği, kapalı ve açık ortamlardaki ısı farkının yüksek olması gibi faktörler deri sağlığımızı etkiliyor. İklimin değişmesi cildimizde de birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasına sebep olur. Örneğin soğukta gözenekler sıkılaşır ve deri vücudun kendi ısısını mümkün olduğunca az dışarı verir. Aynı zamanda yağ salgısı da çoğalır. Ayrıca vücudun korunma mekanizması; ısıtıcı görevi olan kanı fazla duyarlı olmayan bölgelerden geri çekilir. Soğukta renksiz bir cilt, ayrıca soğuyan el ve ayaklar korunma mekanizmasının tepkisine birer örnektir. Yani cilt kış mevsiminde daha duyarlı hale gelerek reaksiyon göstermeye başlar. Kış mevsiminde kömür, fuel oil veya odunun yakılması ile ortaya çıkan duman bir çok zararlı kimyasal madde içerir. Otomobil egzozları da diğer bir hava kirliliği kaynağıdır. Rüzgarların yetersizliği veya bacalardan çıkan duman çokluğu hava da bu maddelerin oranını yükseltir.   Kışın artan cilt hastalıklarından en çok kimler etkileniyor? Yaşlılar, çocuklar ve derisi kuru olanlar kış mevsiminden en çok etkilenen grubu oluşturuyor. Bu aylarda havadaki nem azalırken kalorifer, soba ve klima gibi cihazlar nem oranını daha da aşağıya çekiyor. Ev içi sıcak ortamdan dışarı çıktığımızda özellikle, dış ortama açık olan yüz, boyun ve el bölgesi soğuktan etkileniyor. Kışın özellikle rüzgar, ciltteki nemi aniden uzaklaştırarak cilt yüzeyinin aşırı derecede soğumasına neden oluyor. Kışın görülen cilt hastalıkları arasında ilk sıralarda yer alan  hastalıklar hakkında konuşalım mı ? Deri hastalıklarından kışın en çok etkilenen hastalık sedef hastalığıdır.Sedef, toplumun yüzde1-3" ünü etkileyen, süreklilik gösteren ve kırmızı zeminde sedef rengi kabuklarla seyreden bir deri hastalığıdır. Alerjik ya da mikrobik bir hastalık değildir. Sedef, ömür boyu alevlenme ve iyileşme dönemleri ile seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Hastalığın sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte; kalıtımsal geçiş ve bağışıklık sistemi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Sedef hastalığının tetiklenmesinde ve alevlenmesinde Stres önemli faktör olarak biliniyor. Yaz mevsiminden kışa geçişte bize mutluluk ve enerji veren seratonin, melatonin gibi hormonlar giderek azalır. Sedef hastalığının tetiklenmesinde ve hastalığın şiddetlenmesinde stres çok önemli bir faktördür. Bu dönemde cilt lekeleri, kılcal damarların belirginleşmesi, deri kuruluğu, kaşıntı, egzama, akne, sedef ve vitiligo gibi deri hastalıklarında artış oluyor. Derimizin hava ile temas eden açık bölgeleri etkileyen yüz ve eller kışın kurumakta, kızarmakta, hassaslaşarak çatlayabilmekte. Allerjik kişilerde yünlü, sentetik, deri giysilere karşı gelişen kontakt veya temas dermatitleri kış aylarında daha sık görülmekte. Derinin üzerinin giysiler, ter, yağ salgısı ile sürekli örtülü olması yağ bezi hastalıklarının akne, sebore, milium kistlerinin artmasına neden olur…ve kışa en hassas ve alevlenen sedef hastalığı artış gösterir   O zaman Güneşin sedef  hastalığına iyi geldiğini söyleyebilir miyiz? Doğal güneş ışığının sedef üzerine olumlu etkisi vardır. Ancak yanacak kadar güneşlenmek sedefi alevlendirebilir.   Sedef Hastalığını tetikleyen en önemli faktörler nelerdir? Evet.  Derinin travma ve sürtünmeye maruz kalması sedef hastalığının artmasına sebep olabiliyor ki biz buna Köbner fenomeni diyoruz .Kış aylarında havanın nem oranının azalması, derinin kurumasına ve kaşınmasına yol açarak sedef hastalığını bu mekanizmayla alevlendirebilir. Özellikle alevlenme dönemlerinde deriyi kaşımak, ovmak, kabukları koparmak yeni döküntülere yol açabilir. Halk dilinde Kış kaşıntısı nedir? Kış kaşıntısı kış aylarında pek çok evde oluşan düşük ortam ısısıyla ağırlaşan Latince  kserozise adı verilen kuru deri nedeniyle ortaya çıkar.Kserozis yaşlı hastalarda çok sık oluşmakta olup bu yaş grubunda en sık görülen pruritus veya kaşıntı şikayeti ile polikliniğimize başvuran hasta grubudur. Kserozis ayrıca aşırı yıkanma, yüzme ve asidi yüksek sabunlarla ağırlaşabilir. Kış aylarında havadaki nem azalırken kalorifer, soba ve klima gibi cihazlar nem oranını daha da aşağıya çekiyor. Genellikle bacaklarda kuru,çatlak,pullanan deri gözlenir.Bu rahatsızlığın tedavisinde banyo almanın sıklığı,süresi ve suyun ısısı ayarlanır.Aşırı yağlı sabunlar,banyo ve duş sonrası yıkama kremleri önerilir. Deri kuruluğundan söz açılmışken soğuk havalarda etkilenen el ve ayaklar hakkında ne söylemek istersiniz ? Kışın gelişiyle ellerimiz soğuk havadan etkilenmeye başlar. Çok çabuk yıpranır, kurur ve çatlar. Her zaman göz önünde olan ellerimizin bakımlı olmasının ilk şartı onlara özenle korumaktan geçiyor. Soğuk havalarda dediğimiz gibi havada nem miktarı düşüp bu nedenle etkilenen derimizin bariyer özelliği zayıflar.  Eğer düzgün, yumuşacık ellere sahip olmak istiyorsanız özellikle kış aylarında ellerinizi yıkadıktan sonra nemlendirici bir el kremi kullanmanızda yarar var. Bu kremleri gece yatarken ve sabah evden çıkmadan önce de ellerinize uygulayabilirsiniz. Kış mevsimi boyunca ayaklarımız daha fazla kapalı sıcak ve nemli kalacak ve böylelikle mantar veya bakteriyel hastalıkların gelişmesi için uygun bir zemin hazırlanmış olacaktır.Bu aylarda eğer ayaklarda kızarıklık, soyulma ve kaşıntı gibi bulgular gelişirse tedavinin mutlaka bir dermatoloğa başvurmanız gerekecek. Ayaklarınızı kesinlikle ıslak bırakmayın. Pamuklu çoraplar tercih ediniz .Bir başkasının ayakkabı veya terliğini giymeyin. Ayakların terlemesine karşı ter önleyici krem ve pudralar kullanılabilir.   Kışın Pişik tabir edilen cilt rahatsızlığı artıyor …değil mi ? Evet doğru …Soğuk aylarda artış gösteren deri hastalıklarının biri de Halk dilinde Pişik veya Latincesi İntertrigo’dur.Kasık, kalça arası, koltuk altı, meme altı, ayak parmak arası gibi büklüm yerlerinin iltihaplı bir olayıdır. Sıcak ve nemli ortam çıkışını kolaylaştırır. Şişmanlık, terlemeyi arttıran ve buharlaşmayı önleyen sentetik veya kalın giysiler bu rahatsızlığı kolaylaştırıcıdır. Nemli ortamda sürtünme, tahrişe neden olur ve önce kırmızı olan alan, sonra nemli soyulmalarla beyaz, peynirimsi bir görüntü alır. Önce bakteriler ve daha sonra da maya mantarları, bu nemli ve zedelenmiş ortama yerleşip, olayı sürekli duruma getirirler. Bebek bezi pişikleri en tipik örneğidir. Erken dönemde yalnızca kuru tutulup, iyi havalandırılması bile yeterli olabilir. Fakat ilerlemiş durumlarda, bunların yanı sıra bakteri ve mantarlara etki edebilecek uygulamalar yapılmalıdır. Yinelemeleri önlemek için ise; büklüm yerlerinin iyi kurulanması, kuru tutulması ve birazcık da kilo verilmesi çok yararlıdır. Bebeklerde sık alt değiştirme ve kullanılıp atılan bezlerin kullanılması da pişik oluşumunu önemli ölçüde engeller. Soğuk aylarda kötüleşen  başka bir hastalık var mıdır? Soğuk aylarda kötüleşen ve artış gösteren deri hastalıklarından biri egzama hastalığıdır. Genellikle ailesinde allerji öyküsü olan kişilerde zaman zaman ortaya çıkıp kaybolan, kaşıntı hissi , deride kızarıklık, kuruma ,kalıcı izler ve hassasiyet şikayetleri ile seyreden bu rahatsızlığa atopik dermatit veya Ekzema diyoruz . Derimizi en dıştaki ölü tabaka , ter bezlerinin ve yağ bezlerinin salgıları ve epidermis tabakasının bütünlüğü vücudumuzu mikroorganizmalar ve çeşitli maddelere karşı sert ve geçirgen olmayan bir örtü oluşturuyor. Atopik bünyeye sahip kişilerin deri mantosu bu kadar güçlü olmayabilir . Bir kişide atopik dermatit varsa, temas edilen pek çok madde cildi tahriş edebilir. Atopik dermatiti olan kişiler kimyasallar, çözücüler, sabunlar, deterjanlar, parfümler, cilt bakım ürünlerindeki bazı maddeler ve dumandan kaçınmalıdır. Peki…soğuk hava atopik dermatiti nasıl etkiliyor ?  Soğuk hava ve düşük nem oran cildin su kaybetmesine neden olur ayrıca kışın ısınma amaçlı kullanılan sistemler de havayı kurutur ve böylece atopik dermatit bulgularını kötüleştirebilir.  Rüzgar, düşük nem, bazı cilt bakım ürünleri, cildi uygun şekilde nemlendirmeden yıkamak, ya da banyo yapmak cildin kurumasına neden olabilir. Bu durumda kaşıntı ve döküntü artabilir. Bunu önlemek için banyo sonrasında cildi yumuşakça kurulayıp, nemlendirici kullanmak gerekir. Atopik dermatitten muzdarip  hastalar için önerileriniz var mı? Ilık suyla banyo yapın, 5 dakika genellikle yeterlidir. Yumuşak bir sabun veya hekimin önerdiği sabun olmayan bir temizleyici kullanın. Banyodan sonra cildi kurulayın ve 3 dakika boyunca bir nemlendirici krem uygulayın. Yalnızca hekimin önerdiği sabun, deterjan ve nemlendiricileri kullanın; parfümden kaçının. Mümkünse %100 pamuklu giysiler kullanın. Çünkü bu giysiler cildi tahriş eden önemli etkenlerden birisi olan terlemeyi engeller. Eğer giysiler yeniyse ilk kez giymeden önce mutlaka yıkayın; cildi tahriş etmemesi için etiketini çıkarın. Yün ve kaba dokulu kumaş ve battaniye kullanmaktan kaçının. Eğer mümkünse yün halıları evden uzaklaştırın. Eğer yün bir giysi giyiyorsanız çocuğunuzu kucağınıza alırken omuzlarınıza pamuklu bir örtü koyun. Çocuğunuzun odasının çok sıcak olmamasına özen gösterin. Kuru ve sıcak odalarda havayı nemlendirmek için nemlendirici kullanın. ve……Soğuk aylarda artış ve alevlenme gösteren en önemli deri hastalığı sivilce sorunu veya Akne…Bildiğiniz gibi akne bir ciddi deri hastalığıdır. Hastayı sosyal açıdan da etkileyen bu rahatsızlık soğuk ayların gelmesiyle artış göstermekte . Soğuk aylarda güneş ışınlarının azalmasıyla deride artış gösteren bakteriler dışarıya açılan kanalları küçülen yağ bezelerini enfekte edip sivilceye neden oluyorlar.   Kış aylarında güneşten korunmak önemli mi ? Kış aylarında ultraviyole ışınları cildin en büyük düşmanı olarak saldırısını sürdürür. Kar, ultraviyolenin büyük oranda yansımasına sebep olan bir yüzeydir. Karlı bölgelerde ultraviyoleden etkilenme daha fazla olur. Güneş ışınları yanık bir tene sebep olurken, cilt için de bazı tehditler oluşturur. Bu sebeple, tercihen en az 30 faktörlü ürünler kullanılmalıdır.   Kış Aylarında Cilt Sağlığını Korumak İçin  Önerileriniz ...   Kış Aylarında Nemlendiricilerinizi Değiştirin! Yaz mevsiminde  yağsız ve su bazlı  nemlendiriciler kullanılması daha uygun iken; kış aylarında daha yoğun ve yağlı nemlendiriciler kuruyan cildimizi korumada daha faydalı olacaktır. Kış Mevsiminde de Bol Su İçin Kış mevsiminde havanın nem oranı azaldığı için nemlendiriciler kullanmak ve cilde uygulanan diğer sağaltıcı uygulamaların yanında bol su içmek cildin nem oranını artırmada çok önemlidir. Kahve, çay ve meyve suyu gibi farklı sıvı gıdalar tüketmek cildin su ihtiyacını karşılamaz. Alkol almayın, kahve ve soda içmeyin çünkü bunlar idrar söktürücüdür ve su kaybına neden olurlar.Bol su içmekle derinin hem nem oranı artar hem de su yolu ile çok sayıda toksin atılarak cildimiz parlak, diri ve genç kalır. Günde en az iki litre su içerek hücreleri temizlemek, dolgunlaştırmak mümkündür. Kış Meyveleri ve Sebzelerini Bol Bol Tüketin Kış aylarında yetişen meyve ve sebzelerin bolca tüketilmesi gerekir. Portakal, mandalina, greyfurt, kivi gibi meyveler bol  bol C vitamini içeriği sayesinde cildin daha genç ve diri kalmasını sağlarken tüm vücudumuz için de doğal bir antioksidan işlevi görür.   Çiğ sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni; cildi korur, yeniler, esnekliğini sağlar ve sağlıklı bir ışıltı verir. Kabuklu çiğ yemişler ve tohumları tüketmek de son derece faydalıdır. Kış Mevsiminde Saç Sağlınızı Korumak İçin Kuru ve soğuk kış ayları saçlar için zararlı olabilir. Yılın bu zamanında sıcak iç mekânlar ve soğuk dış mekânlardan dolayı saçlar kolaylıkla kuruyup yıpranabilir. Saçlarınızın zarar görmemesi için bu aylarda koruyucu önlemler alınmalı ve buna uygun saç bakım kürleri uygulanmalıdır. Kış Aylarında Bakımlı Saçlar için İpuçları Saçlarınız ıslakken dışarı çıkmayın. Sokağa çıkarken bere ya da şapka kullanmak saçlarınızı kuru ve kirli havadan korunmasına yardımcı olur. Saçlarınızı nemlendirmede ve daha volümlü görünmesinde sıcak değil, ılık suyla yıkamanın faydası vardır. Ilık su nemi saçlara hapseder ve saçlara fazladan parlaklık katar. Fön makinesi ve saç düzleştirici gibi saç şekillendirici aletleri kullanmayı azaltın. Kış ayları saç dökülmelerinin de yoğun olarak görüldüğü bir dönemdir. Yaz mevsiminden kışa geçişte melatonin ve seratonin hormonlarının azalmasıyla çok sayıda insanda ruhsal olarak hafif de olsa depresif duygular oluşabilir. Saç sağlığımız ruh sağlığımızdan birebir etkilendiği için saç dökülmeleri de bu mevsimde artar. Tarama işlemi sırasında tutam tutam saç dökülmesi görülüyorsa mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.Saçları soğuk hava ve çevre kirliliğinden korumak için yumuşak şampuanlar ve saç kremleri uygulanması, saçları – tırnakları güçlendiren biotin, çinko, demir kullanılması kışın özen gösterilmesi gereken bir diğer konudur. Dudaklarımız da soğuk havanın etkisi ile kurup çatlayabilir. O nedenle dudakların gün içerisinde sık sık nemlendirilmesi gerekir. Bu nemlendirme basit bir vazelin veya yanınızda taşıyabileceğiniz dudak koruyucuları ile olabilir. Genç Bir Cilt İçin Kış Mevsimini Değerlendirin Kış mevsimi yoğun güneşin olmaması nedeniyle cildinize kimyasal peeling, lazer ile cilt gençleştirme gibi işlemlerin rahatlıkla yapılabileceği bir dönemdir. Kimyasal peeling uygulamaları; deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için bazı kimyasal solüsyonların uygulamasıdır. Bu tedavide deriye, yüzeysel tabakaların ayrılmasına ve soyulmasına neden olan kimyasal bir asit uygulanır. Bu uygulanan meyve asitleri başta olmak üzere çok sayıda peeling solüsyonu, derinin altında yalancı bir yanık alarmı olarak algılanarak deri altında yeniden bir yapılanma ve onarım başlatır. Bu yeniden onarım sayesinde cilt daha canlı, diri, genç ve sıkı bir hal alır ve sonuçlar kalıcıdır. Uygulanan solüsyon, derinin üst yüzeyinde de var olan sivilce, siyah noktalar, sivilcelerin oluşturduğu izler, küçük çukurcuklar, güneş, yanık ve yaşa bağlı oluşan kırışıklıklar, güneş yaş ve gebelik nedeniyle ortaya çıkan lekeler, çiller, kanser potansiyeli taşıyan kabuklu deriden kabarık lezyonların düzelmesinde ve iyileşmesinde etkindir. Lazerle cilt gençleştirme ise; cildin genç kalması ve yaşlanma izlerinin giderilmesi için uygulanan en son teknolojik yöntemdir. Cilt gençleştirme ya da “rejuvanation” olarak da adlandırılan bu yöntemle cilde verilen lazer ışığı ile cerrahi hiçbir işlem uygulanmadan cilt altı hücrelerinin, yeni kollejen ve elastin lifleri üretmesi hızlandırılır. Böylece verilen lazer enerjisiyle kırışıklıklar azalıp yok, olurken ciltte belirgin gerginleşme ve dirileşme hissedilir. Bu aylarda hastalıklardan korunmak ve vücudun direncini artırmak için bol sıvı almaya özen gösterilmeli  Sonbahar aylarında kendini gösteren depresyonu önlemek için kafein ve alkoldan uzak durulmalı, ada çayı, yeşil çay gibi içecekler daha çok tercih edilmelidir  Konsantrasyon ve motivasyon artırmak için spor faaliyetlerine ve hobilere önem verilmesi büyük fayda sağlar   Uz.Dr.Armin Müştak

Devamını Oku
HPV ve İlişkiler ..
18.12.2021

HPV ve İlişkiler ..

HPV ile uğraşmanın mental ve duygusal zararı genellikle tıbbi yönler kadar zordur ve ele alınması daha o kadar zor olabilir. Bu konuda bilinçsizseniz , kendinizi çaresiz ve savunmasız Açık ,aydın ve önyargısız alınacak danışmanlık hizmetinin eksikliği, özellikle ilişkiler söz konusu olduğunda bunu daha da stresli hale getiriyor.Örneğin, şimdiki veya gelecekteki cinsel ilşkiye gireceğiniz partnerine HPV hakkında ne söyleyeceğimiz hakkında düzenli olarak sorular alıyoruz. HPV hakkında ne kadar eğitimli olursanız, partnerinizin soracağı soruları yanıtlamak için gereken cevapları vermek o kadar kolay olur.   HPV enfeksiyonunun getirdiği psikolojik yük genellikle bu sorun kolay paylaşılmadığı için ağır ve yorucu olabilir. Genital siğilleri olan kişiler pozitif olduklarını öğrendiklerinde ilk yanıtları genellikle kanser riskleriyle ilgili değildir. Ağlıyorlar, eşlerine ne kadar kızgın olduklarını ve kendilerini daha düşük profilli bir partner olarak hissediyorlar ve gelecekteki cinsel yaşamları hakkında kaygı duymaya başlarlar.   Size veya eşinize henüz HPV teşhisi konulduysa, bir dakika durun ve derin bir nefes alın. HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan en yaygın enfeksiyondur. Aslında, cinsel ilişki yapan hemen hemen herkesin HPV'ye maruz kaldığı düşünülmektedir.Bizi rahatlatabilecek bu ki çoğu HPV teması vücudumuzdan kendi kendine temizleniyor ancak bu rahatsızlık hakkında bilinçli olmak , bağışıklık sisteminizi güçlendirmek ve iyi yaşamak için yapabileceğiniz birkaç şey vardır.   Konulan tanı yani HPV enfeksiyonunun neyle ilgili olduğunu anlamak, bu hastalıkla başa çıkmanızın ilk adımıdır.Doktor tedavi ve kontrol sürecinde olmanız gerekecek….Unutmayın Siğiller tamamen temizlenene kadar cinsel partnerlere karşı çok bulaştırıcısınız .   Genital siğiller genellikle HPV'ye maruz kaldıktan 4 hafta ila 8 ay sonra gelişebilir veya semptom verebilir. Sendirici nokta bu ki, siğiller tipik olarak HPV'nin yaygın görünen ama düşük riskli tiplerinden kaynaklanır, bu da tedavi edildikten ve virüs temizlendikten sonra uzun vadede söz konusu olan komplikasyonlar için yüksek bir riskinizin olmadığı anlamına gelir.   Eş veya partnerizi bu teşhisten haberdar etmek , hasta için teşhis ve tedavi yöntemlerini tartışmaktan daha fazla endişe verici olabilir.Eş veya Partneriniz ile bir şeyleri konuşup tartışmadan önce, HPV hakkında kendi sorularınıza cevap bulmak , efsanelerden ve yalanlardan kaçınmak gerekecek. Teşhisinizle ilgili sorularınız varsa bilin ki eşinizin de bir sürü sorusu olacak. HPV virüs tipinin rahim ağzında kanser yapabilme kabiliyeti açısından yüksek veya düşük riskli olup olmadığını öğrenin. Bazı HPV tipleri hiçbir zaman kanser açısından önemli bir soruna neden olmayacak ancak bazı tipleri kanser açısından daha çok risk taşımaktadır.   Eşiniz veya cinsel partnerinizle genital siğiller hakkında konuşurken, öncelikle HPV taşıdığınızın yanlış bir şey yaptığınız anlamına gelmediğini unutmayın… Bu, sizin veya eşinizin (veya önceki partnerlerinizin) yanlış bir şey yaptığı anlamına gelmez. Ortaklar aralarında virüs paylaşma eğilimindedir, bu da enfeksiyonun nerede başladığını genellikle imkansız yapıyor. Cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlemek için açık iletişim kurmak önemlidir. Eşinizle cinsel ilişki hakkında, güvenli seks ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların testleri hakkında açıkça konuşun.   Eşinizle bu konuyu konuşmanız için doğru zamanı seçin …Uygun olmayan bir zamanda mesela market alışverişi esnasında veya Cumartesi sabahı yoğun programlarınızı yürütürken , eşinizi bu virüse yakalma haberi ile kör etmeyin. Dikkatinizi toplayabileceğiniz …size ait özel bir zaman dilimi için plan yapın. Eşinizin endişeli bakışları ve soruları karşısında çaresiz hissediyorsanız , önünüzdeki doktor randevunuza size katılmasını isteyebilirsiniz. Doktorunuzun yanında , hastalık hakkında paylaşılan doğru bilgiler partnerizin ilerideki sürece daha güvenli bakmasını sağlayacaktır.   Seçeneklerinizi keşfedin…Eşiniz veya partneriniz ile bu HPV enfeksiyonu hakkında konuşmadan önce araştırma ve değerlendirme yaptıysanız, partnerinize bundan sonra ne olacağını konusundaki sorulara rahat ve donanımlı cevaplarınız olacak…: İkinizin de herhangi bir tedaviye ihtiyacı var mı? HPV Enfeksiyonunuzu nasıl keşfettiniz?...eşiniz HPV testi edilmeli mi?...HPV enfeksiyonu geleceğinizi nasıl etkileyecek? ……gibi sorulara cevabınız hazır olsun …   HPV teşhisi ilişkinizin sonu olmamalıdır. Eşinizin bu haberi duyduktan ve geleceğiniz için birlikte ne anlama geldiğini kavraması için zaman tanımanız gerekecektir.   HPV'yi taşımak, sizin, karakterinizin veya değerlerinizin bir yansıması değildir ve partnerinizle yapılan görüşmeler “itiraf” yapmak veya “özür” dilemek olarak görülmemelidir. HPV'ye maruz kaldıktan haftalar, aylar ve hatta yıllar sonra hiç belirti vermeden veya virüs tespit edilmeden önce gelişebilir. Bu nedenle, HPV'nin ne zaman veya kimden alındığını belirlemek genellikle imkansızdır.   Daha güvenli Cinsel ilişki için Sınırlarınızı belirleyin !Bu yüzden ilişkiye ve cinsel fonksiyona başlamadan önce düşünmek ve hazırlıklı olmak akıllıca olacaktır. Kendi niyetlerinizle net olun ve buluşmadan önce bir şeyleri ne kadar almak istediğinizi bilin…. fikrinizi değiştirmeniz durumunda prezervatiften yardım alabileceğinizi unutmayın.   Cinsel ilişki öncesi İlaç İçmeyin veya Alkol Kullanmayın…Uyuşturucu veya alkol kullanmanız durumunda cinsel yaşamınızla ilgili güvenli seçimler yapmak ve güvenli ilşkiye girmek zorlaşacaktır. İlaçlar ,alkol veya uyuşturucu etki altındayken, bir kişi ayık olsaydı seçemeyecekleri biriyle cinsel ilişkiye girme olasılığı daha yüksek sayılır. Ayrıca sarhoş bir kişinin güvenli cinsel ilişki yapma gerekliliğinin hatırlaması zordur.   'Hayır' demekle rahat olun Cinsel ilişkiye girmek istemiyorsanız,partnerinize veya eşinize bunu söyleyin. Cinsel ilişki, birine 'borçlu olduğunuz' bir şey değildir. Cinsiyete evet demenin yanı sıra hayır demenin de seçimi var. Bu haklara sahip olun, onlara saygı duyulmasını isteyin ve eşinizin de benzer kararlarına saygı gösterin.   Aşılamayı düşününHepatit B ve insana özgü papillomavirüsün’e (HPV), uzun süreli sonuçlara yol açabilen cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamak için aşılar mevcuttur. Genital siğillerin arkasındaki virüs olan HPV, belirli kanser türlerine yol açabilir. Gardasil, Gardasil 9 ve Cervarix olarak bilinen aşı, servikal kanserlerin yaklaşık% 70'ine neden olan HPV 16 ve 18 tipleriyle enfeksiyonu önler.11 veya 12 yaşlarında önerilen aşı, 9 ila 26,5 yaşları arasında uygulanabilir.                                                                                                   Uz.Dr.Armin Müştak

Devamını Oku
Bizimle İletişime Geçin