Vitiligo, deriye doğal rengini veren melanosit adlı hücrelerin kaybı sonucunda ciltte beyaz lekelerin oluşmasıyla karakterize, kronik bir deri hastalığıdır.
Vücudun farklı bölgelerinde görülebilen bu lekeler zaman içerisinde büyüyebilir, yeni alanlarda ortaya çıkabilir veya uzun süre değişmeden kalabilir.
Vitiligo bulaşıcı değildir. Bir enfeksiyon hastalığı olmadığı gibi kişiden kişiye temasla geçmez.
Günümüzde vitiligonun oluşum mekanizmaları daha iyi anlaşılmış ve tedavisinde yeni seçenekler geliştirilmiştir. Erken dermatolojik değerlendirme, hastalığın aktivitesinin belirlenmesi ve uygun tedavinin planlanması açısından önemlidir.
Vitiligonun gelişiminde bağışıklık sisteminin melanositlere karşı oluşturduğu yanıt önemli rol oynar.
Hastalığın ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, bağışıklık sistemiyle ilişkili mekanizmalar ve oksidatif stres gibi çeşitli faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.
Bazı hastalarda deri travmaları, sürtünme veya güneş yanığı sonrasında yeni beyaz lekeler oluşabilir. Bu durum Koebner fenomeni olarak adlandırılır.
Vitiligo yalnızca psikolojik stres nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık değildir. Bununla birlikte stres, bazı hastalarda hastalığın seyrini etkileyebilir.
Vitiligonun en belirgin bulgusu, çevresindeki deriden daha açık renkli veya tamamen beyaz görünen lekelerdir.
Bu lekeler özellikle şu bölgelerde görülebilir:
Yüz, göz çevresi ve dudak çevresi
Eller ve parmaklar
Dirsekler ve dizler
Koltuk altları ve kasıklar
Genital bölge
Gövde ve diğer deri alanları
Bazen etkilenen bölgelerdeki kıllar da beyazlaşabilir.
Vitiligo lekeleri çoğunlukla ağrıya veya kaşıntıya neden olmaz. Ancak görünür bölgelerdeki renk değişiklikleri kişinin yaşam kalitesini ve psikolojik durumunu etkileyebilir.
Vitiligo tanısı çoğunlukla dermatolojik muayene ile konulur.
Gerektiğinde Wood lambası kullanılarak depigmente alanlar daha belirgin hale getirilebilir. Bu inceleme, özellikle açık tenli kişilerde ve erken dönem lezyonlarda yararlı olabilir.
Muayene sırasında hastalığın yaygınlığı, lekelerin yerleşimi, yeni lezyonların oluşup oluşmadığı ve ilerleme hızı değerlendirilir.
Vitiligo bazı otoimmün hastalıklarla, özellikle otoimmün tiroid hastalıklarıyla birlikte görülebilir. Bu nedenle hastanın öyküsüne ve klinik bulgularına göre ek tetkikler planlanabilir.
Evet. Vitiligoda uygun tedavilerle hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak ve bazı bölgelerde kaybolan deri renginin yeniden oluşmasını sağlamak mümkündür.
Bununla birlikte tedaviye yanıt her hastada aynı değildir.
Hastalığın tipi, süresi, aktivitesi, lezyonların bulunduğu bölge ve kıl köklerindeki pigment hücrelerinin durumu tedavi sonucunu etkileyebilir.
Özellikle yüz ve boyun bölgesindeki lezyonlar tedaviye daha iyi yanıt verebilirken parmak uçları, eller ve ayaklardaki lezyonlarda renk geri dönüşü daha güç olabilir.
1. Topikal tedaviler
Sınırlı vitiligo alanlarında uygun hastalarda kortikosteroid içeren kremler veya takrolimus gibi kalsinörin inhibitörleri kullanılabilir.
Tedavi seçimi lezyonun bulunduğu bölgeye, hastanın yaşına ve klinik özelliklerine göre yapılır.
2. Dar Bant UVB Fototerapisi
Dar bant UVB (NB-UVB), vitiligoda uzun yıllardır kullanılan, etkinliği bilimsel çalışmalarla desteklenen ışık tedavilerinden biridir.
Özellikle yaygın vitiligoda tercih edilebilir. Tedavi genellikle haftada birkaç seans şeklinde uygulanır ve belirgin yanıtın ortaya çıkması aylar sürebilir.
3. Hedefe Yönelik Fototerapi
308 nm excimer lazer veya lamba sistemleri, sınırlı vitiligo lezyonlarında kullanılabilen hedeflenmiş ışık tedavileridir.
Bu yöntemlerde ışık doğrudan etkilenen deri bölgelerine uygulanır.
4. Yeni Nesil Hedefe Yönelik Tedaviler
Vitiligonun bağışıklık sistemiyle ilişkili mekanizmalarının daha iyi anlaşılması, yeni ilaçların geliştirilmesini sağlamıştır.
Bunlardan biri olan ruxolitinib %1,5 krem, JAK inhibitörü grubunda yer alır. Belirli nonsegmental vitiligo hastalarında repigmentasyon sağlayabildiği klinik çalışmalarda gösterilmiştir.
Bu tedavinin uygunluğu, güvenliği ve ülkemizdeki erişim koşulları hekim tarafından ayrıca değerlendirilmelidir.
5. Cerrahi Tedaviler
Uzun süredir ilerleme göstermeyen, sınırlı ve diğer tedavilere dirençli bazı vitiligo lezyonlarında pigment hücrelerinin nakline dayanan cerrahi yöntemler düşünülebilir.
Bu yöntemler her hasta için uygun değildir.
Vitiligo tedavisi sabır ve düzenli takip gerektirir.
Pigment oluşumu yavaş geliştiğinden tedavi yanıtı genellikle haftalar içerisinde değil, aylar içerisinde değerlendirilir.
Bazı hastalarda birkaç ay içerisinde renk geri dönüşü gözlenebilirken diğer hastalarda daha uzun tedavi süreçleri gerekebilir.
Tedavi sonrasında yeniden beyaz lekeler ortaya çıkabileceği için gerektiğinde koruyucu tedavi ve düzenli dermatolojik takip planlanır.
Vitiligo bulunan bölgelerde pigment azlığı nedeniyle güneş ışınlarına karşı doğal korunma azalır.
Bu nedenle uygun güneş koruyucu kullanılması, güneş yanığından kaçınılması ve cildin travmalardan korunması önemlidir.
Hastaların kendi kendine yüksek doz ultraviyole ışık uygulaması veya solaryum kullanması önerilmez.
Vitiligoyu ortadan kaldırdığı kanıtlanmış özel bir beslenme programı ya da vitamin takviyesi bulunmamaktadır. Eksiklik saptanmadıkça gelişigüzel takviye kullanılması uygun değildir.
Vitiligo tedavisinde yalnızca beyaz lekelerin görünümü değil, hastalığın aktif olup olmadığı, yeni lezyonların gelişimi ve hastanın yaşam kalitesi de değerlendirilmelidir.
Uzm. Dr. Armin Müştak Dermatoloji Muayenehanesi'nde vitiligo hastaları dermatolojik muayene ile değerlendirilir; hastalığın tipi, yaygınlığı ve aktivitesine göre uygun tedavi ve takip seçenekleri ele alınır.
Vitiligoda erken değerlendirme, düzenli takip ve kişiye özel tedavi planlaması önemlidir.
Hayır. Vitiligo bulaşıcı bir hastalık değildir. Dokunma, sarılma, aynı eşyaları kullanma veya yakın temas yoluyla başka kişilere geçmez.
Vitiligoda tedaviyle beyaz lekelerin yeniden renk kazanması ve hastalığın ilerlemesinin kontrol altına alınması mümkündür. Ancak her hastada tamamen düzelme sağlanamayabilir ve tedaviden sonra hastalık tekrarlayabilir. Tedavi yanıtı kişiden kişiye değişir.
Stres, bazı hastalarda vitiligonun ortaya çıkışı veya ilerlemesiyle ilişkili olabilir. Ancak vitiligo yalnızca stresten kaynaklanan bir hastalık değildir. Bağışıklık sistemi ve genetik faktörler daha temel rol oynar.
Vitiligo hastaları güneşe çıkabilir, ancak pigment kaybı bulunan bölgeler güneş yanığına daha yatkındır. Geniş spektrumlu güneş koruyucu, uygun giysiler ve güneşten korunma önemlidir. Kontrolsüz güneşlenme vitiligo tedavisi yerine geçmez.
Dermatoloji; deri, saç, tırnak ve mukozalarda görülen hastalıkların tanı,…
Rozasea, halk arasında gül hastalığı olarak bilinen, özellikle yüzün orta…
Egzama, deride kızarıklık, kuruluk, kaşıntı ve zaman zaman çatlama veya…
Sedef hastalığı (psoriasis), deride kızarıklık, kalınlaşma ve beyazımsı-gümüş renkli pullanmalarla…
Saç dökülmesi, kadınlarda ve erkeklerde her yaşta görülebilen, farklı nedenlere…
Siğiller, insan papilloma virüsünün (HPV) bazı tiplerinin deride oluşturduğu, genellikle…
Benler, tıbbi adıyla melanositik nevüsler, deriye rengini veren pigment hücreleriyle…
Seboreik dermatit, özellikle saçlı deri, kaşlar, burun kenarları, kulak çevresi…
Ürtiker, halk arasında kurdeşen olarak bilinen, deride aniden ortaya çıkan…
Alerjik kontakt dermatit, derinin temas ettiği belirli maddelere karşı bağışıklık…
Alopesi areata, halk arasında saçkıran olarak bilinen, bağışıklık sisteminin saç…
Kaş dökülmesi, tıbbi adıyla kaş alopesisi veya madarozis, kaş kıllarının…
Melazma, özellikle yüzde kahverengi veya gri-kahverengi lekelerin oluşmasıyla kendini gösteren,…
Perioral dermatit, özellikle ağız çevresinde küçük kırmızı kabarıklıklar, sivilce benzeri…
Liken planus, bağışıklık sistemiyle ilişkili, deriyi ve bazen ağız içi,…
Cildimize sürdüğümüz bir ürünün etkisi yalnızca içindeki etkin maddeye bağlı…
Human papillomavirus (HPV), deri ve mukozaları etkileyebilen çok sayıda tipi…
Akne, halk arasında sivilce olarak bilinen, kıl folikülleri ve yağ…