Saç dökülmesi, kadınlarda ve erkeklerde her yaşta görülebilen, farklı nedenlere bağlı gelişen yaygın bir dermatolojik sorundur.
Günlük yaklaşık 50–100 saç telinin dökülmesi normal saç yenilenme döngüsünün bir parçası olabilir. Ancak dökülmenin belirgin şekilde artması, saçların incelmesi veya saçlı deride açıklıkların oluşması bir hastalığın belirtisi olabilir.
Her saç dökülmesi kalıcı değildir. Doğru tanı ve uygun tedaviyle birçok hastada saç kaybı azaltılabilir ve yeniden saç çıkışı sağlanabilir.
Saç dökülmesinin farklı nedenleri vardır:
Genetik yatkınlık ve hormonların etkisi
Demir eksikliği ve bazı beslenme yetersizlikleri
Tiroid hastalıkları
Ağır hastalıklar, ameliyatlar ve hızlı kilo kaybı
Doğum sonrası hormonal değişiklikler
Bazı ilaçlar
Otoimmün hastalıklar
Saçlı derinin iltihabi hastalıkları
Tedavinin başarılı olabilmesi için öncelikle dökülmenin nedeninin belirlenmesi gerekir.
En sık görülen saç dökülmesi türüdür.
Erkeklerde genellikle şakaklarda açılma ve tepe bölgesinde seyrelme görülür. Kadınlarda ise çoğunlukla saç ayrım çizgisi genişler ve tepe bölgesinde saç yoğunluğu azalır.
Genetik yatkınlık ve saç köklerinin androjenlere duyarlılığı önemli rol oynar.
Erken tedavi, mevcut saçların korunması açısından yararlıdır.
Saçların normalden fazla miktarda dökülmesiyle karakterizedir.
Ağır hastalık, ateş, ameliyat, doğum, hızlı kilo kaybı veya yoğun fizyolojik stres sonrasında gelişebilir.
Dökülme çoğunlukla tetikleyici olaydan 2–3 ay sonra belirginleşir.
Neden ortadan kalktığında birçok hastada saçlar zamanla yeniden çıkabilir.
Bağışıklık sisteminin saç köklerini hedef aldığı, çoğunlukla yuvarlak veya oval saçsız alanlarla kendini gösteren bir hastalıktır.
Saçlı derinin yanında sakal, kaş ve kirpikler de etkilenebilir.
Hastalığın şiddetine göre lokal tedaviler veya yeni nesil sistemik ilaçlar kullanılabilir.
Bazı iltihabi hastalıklarda saç kökleri kalıcı olarak hasarlanabilir.
Saçlı deride kızarıklık, yanma, ağrı, kabuklanma veya belirli bölgelerde kalıcı açıklıklar görülebilir.
Bu tür dökülmelerde erken tanı özellikle önemlidir. Tedaviyle hastalığın ilerlemesi önlenebilir, ancak kaybolmuş saç köklerinin yeniden oluşması her zaman mümkün değildir.
Tanı, dermatolojik muayene ve hastanın öyküsüyle konulur.
Saçlı deri ve saç telleri dermatoskop veya trikoskopi yöntemiyle incelenebilir.
Gerektiğinde tam kan sayımı, ferritin ve tiroid fonksiyonları gibi tetkikler istenebilir. Diğer testler hastanın belirtilerine göre seçilir.
Her saç dökülmesi hastasında geniş hormon ve vitamin testleri yapılması gerekli değildir.
Tedavi, dökülmenin türüne ve nedenine göre planlanır.
Özellikle androgenetik alopeside kullanılan, saç büyümesini destekleyebilen tedavilerden biridir.
Topikal minoksidil saçlı deriye uygulanır. Seçilmiş hastalarda düşük doz oral minoksidil de hekim kontrolünde değerlendirilebilir.
Tedaviye yanıt genellikle aylar içerisinde ortaya çıkar. Oral kullanımda tansiyon, nabız, ödem ve diğer yan etkiler açısından değerlendirme gerekir.
Özellikle erkek tipi saç dökülmesinde kullanılan, dihidrotestosteronun (DHT) etkisini azaltan ilaçlardır.
Uygun hastalarda saç dökülmesini yavaşlatabilir ve saç yoğunluğunu artırabilirler.
Cinsel yan etkiler, ruhsal durumla ilişkili olası etkiler ve gebelikle ilgili riskler açısından hekim değerlendirmesi önemlidir.
Bazı kadın hastalarda spironolakton gibi antiandrojen tedaviler değerlendirilebilir.
Bu ilaçlar gebelikte uygun değildir ve herkese önerilmez.
PRP (trombositten zengin plazma), hastanın kendi kanından hazırlanan trombositten zengin kısmın saçlı deriye uygulanmasıdır.
Özellikle androgenetik alopeside bazı hastalarda saç yoğunluğu ve kalınlığında artış sağlayabilir.
Ancak sonuçlar kişiden kişiye değişir. PRP, her saç dökülmesi türünde etkili değildir ve temel tedavilerin yerine otomatik olarak geçmez.
Saç mezoterapisinde çeşitli maddeler saçlı deriye uygulanabilir.
Ancak kullanılan maddelerin etkinliği ve bilimsel kanıt düzeyi birbirinden farklıdır. Bu nedenle her mezoterapi uygulamasının saç çıkardığı söylenemez.
Tedavi, hastalığın türüne ve mevcut bilimsel kanıtlara göre seçilmelidir.
Alopesi areata tedavisinde kortikosteroid içeren lokal tedaviler ve uygun hastalarda lezyon içine enjeksiyonlar kullanılabilir.
Son yıllarda özellikle ağır alopesi areata için JAK inhibitörü olarak adlandırılan hedefe yönelik ilaçlar geliştirilmiştir.
Baricitinib ve ritlecitinib bu alandaki önemli örneklerdendir.
Bu tedavilerin uygulanabilirliği, hastanın yaşı, hastalığın şiddeti, güvenlik değerlendirmesi ve ülkedeki ruhsat koşullarına bağlıdır.
Saç büyümesi yavaş bir süreçtir.
Birçok tedavide ilk sonuçların değerlendirilmesi için en az 3–6 ay gerekir. Daha belirgin değişikliklerin görülmesi 6–12 ay sürebilir.
Genetik saç dökülmesinde tedavinin bırakılmasıyla kazanılan etkinin zamanla kaybolabileceği unutulmamalıdır.
Saçı sürekli gergin tutan modellerden kaçının.
Saçlı deriyi tahriş eden uygulamaları sınırlandırın.
Yeterli protein içeren dengeli beslenmeye dikkat edin.
Hızlı ve kontrolsüz kilo verme diyetlerinden kaçının.
Demir ve vitamin takviyelerini yalnızca gerekli olduğunda kullanın.
Saçlı deride kızarıklık, ağrı, kabuklanma veya ani açıklık gelişirse dermatoloji uzmanına başvurun.
Tedavi sonuçlarını değerlendirmek için düzenli aralıklarla aynı koşullarda saç fotoğrafları çekilmesi yararlı olabilir.
Saç dökülmesinde başarılı tedavinin ilk adımı doğru tanıdır.
Uzm. Dr. Armin Müştak Dermatoloji Muayenehanesi'nde saç ve saçlı deri sorunları dermatolojik muayene ile değerlendirilir. Gerektiğinde trikoskopik inceleme ve uygun laboratuvar tetkikleriyle dökülmenin nedeni araştırılır.
Hastanın saç dökülmesi tipi, klinik özellikleri ve önceki tedavilerine göre kişiye özel tedavi ve takip planı oluşturulur.
Saç dökülmesinde erken değerlendirme, saç köklerinin korunması ve uygun tedavinin zamanında başlanması açısından önemlidir.
Saç dökülmesinin nedenine bağlıdır. Telogen effluvium gibi geçici dökülmelerde saçlar yeniden çıkabilir. Genetik saç dökülmesinde ise uygun tedaviyle saç kaybı azaltılabilir ve saç yoğunluğu artırılabilir. Kalıcı saç kökü hasarında yeniden çıkış mümkün olmayabilir.
Her hastada aynı testler gerekli değildir. Hastanın öyküsüne ve muayene bulgularına göre tam kan sayımı, ferritin, tiroid fonksiyonları ve seçilmiş vitamin veya mineral düzeyleri değerlendirilebilir. Eksiklik yoksa gelişigüzel takviye kullanılması önerilmez.
PRP, özellikle androgenetik saç dökülmesinde bazı hastalarda yararlı olabilir. Mezoterapinin etkinliği ise kullanılan maddeye ve uygulama yöntemine göre değişir; bilimsel kanıtları daha sınırlıdır. Her iki yöntem de doğru tanıya dayalı tedavinin yerine geçmemelidir.
Topikal minoksidil ve uygun erkek hastalarda finasterid, etkinliği iyi araştırılmış tedavilerdir. Bazı hastalarda dutasterid, düşük doz oral minoksidil veya diğer tedaviler değerlendirilebilir. En uygun seçenek hastanın cinsiyetine, yaşına, sağlık durumuna ve dökülmenin şiddetine göre belirlenir.
Dermatoloji; deri, saç, tırnak ve mukozalarda görülen hastalıkların tanı,…
Rozasea, halk arasında gül hastalığı olarak bilinen, özellikle yüzün orta…
Egzama, deride kızarıklık, kuruluk, kaşıntı ve zaman zaman çatlama veya…
Sedef hastalığı (psoriasis), deride kızarıklık, kalınlaşma ve beyazımsı-gümüş renkli pullanmalarla…
Siğiller, insan papilloma virüsünün (HPV) bazı tiplerinin deride oluşturduğu, genellikle…
Benler, tıbbi adıyla melanositik nevüsler, deriye rengini veren pigment hücreleriyle…
Seboreik dermatit, özellikle saçlı deri, kaşlar, burun kenarları, kulak çevresi…
Ürtiker, halk arasında kurdeşen olarak bilinen, deride aniden ortaya çıkan…
Alerjik kontakt dermatit, derinin temas ettiği belirli maddelere karşı bağışıklık…
Alopesi areata, halk arasında saçkıran olarak bilinen, bağışıklık sisteminin saç…
Kaş dökülmesi, tıbbi adıyla kaş alopesisi veya madarozis, kaş kıllarının…
Melazma, özellikle yüzde kahverengi veya gri-kahverengi lekelerin oluşmasıyla kendini gösteren,…
Perioral dermatit, özellikle ağız çevresinde küçük kırmızı kabarıklıklar, sivilce benzeri…
Liken planus, bağışıklık sistemiyle ilişkili, deriyi ve bazen ağız içi,…
Cildimize sürdüğümüz bir ürünün etkisi yalnızca içindeki etkin maddeye bağlı…
Human papillomavirus (HPV), deri ve mukozaları etkileyebilen çok sayıda tipi…
Vitiligo, deriye doğal rengini veren melanosit adlı hücrelerin kaybı sonucunda…
Akne, halk arasında sivilce olarak bilinen, kıl folikülleri ve yağ…