Kaş dökülmesi, tıbbi adıyla kaş alopesisi veya madarozis, kaş kıllarının seyrelmesi ya da belirli bölgelerde tamamen kaybolmasıdır.
Kaş dökülmesi yalnızca estetik bir sorun değildir. Bazen saçkıran, tiroid hastalıkları, egzama veya saç köklerini etkileyen iltihabi hastalıkların belirtisi olabilir.
Her kaş dökülmesi kalıcı değildir. Doğru tanı ve uygun tedaviyle birçok hastada kaşların yeniden çıkması mümkündür.
Kaş dökülmesinin başlıca nedenleri şunlardır:
Alopesi areata (saçkıran): Bağışıklık sisteminin kıl köklerini hedeflemesi sonucu kaşlarda bölgesel veya yaygın dökülme gelişebilir.
Tiroid hastalıkları: Özellikle tiroid hormonlarının yetersizliği kaşların seyrelmesine, bazen dış kısımlarının belirgin şekilde dökülmesine yol açabilir.
Egzama ve seboreik dermatit: Kaş bölgesindeki kaşıntı, kızarıklık ve iltihaplanma kılların dökülmesine katkıda bulunabilir.
Frontal fibrozan alopesi: Özellikle kadınlarda kaş kaybı ve alın saç çizgisinde gerilemeyle kendini gösterebilen, kalıcı saç kökü hasarına neden olabilen bir hastalıktır.
Tekrarlayan travma: Kaşların sürekli çekilmesi, aşırı yolunması veya bazı kozmetik işlemler kıl köklerine zarar verebilir.
Beslenme yetersizlikleri ve bazı ilaçlar: Uygun hastalarda değerlendirilmesi gereken diğer nedenlerdir.
Dermatolojik muayenede dökülmenin şekli, kaş derisinin görünümü, kızarıklık, pullanma ve kıl köklerinin durumu değerlendirilir.
Dermatoskopi veya trikoskopi, kaş dökülmesinin nedenini belirlemede yardımcı olabilir.
Gerekli durumlarda tiroid fonksiyonları, demir depoları veya diğer laboratuvar testleri istenebilir.
İz bırakan alopesi şüphesinde deri biyopsisi gerekebilir.
Her hastaya aynı kan testlerinin yapılması gerekli değildir.
Tedavi, kaş dökülmesine neden olan hastalığa göre belirlenir.
Alopesi areataya bağlı kaş kaybında uygun hastalarda kortikosteroid içeren lokal tedaviler veya düşük doz intralezyonel kortikosteroid enjeksiyonları değerlendirilebilir.
Göz çevresi hassas bir bölge olduğundan tedavinin deneyimli hekim tarafından dikkatle planlanması gerekir.
Topikal minoksidil, seçilmiş kaş dökülmesi hastalarında kıl büyümesini desteklemek amacıyla kullanılabilir.
Ancak kaş bölgesinde kullanımı çoğunlukla ruhsat dışıdır. Gözle temas, tahriş ve istenmeyen kıllanma gibi riskler açısından dikkat gerektirir.
Özellikle ağır alopesi areatada kullanılan JAK inhibitörleri, bazı hastalarda kaş ve kirpiklerin yeniden çıkmasını da sağlayabilir.
Baricitinib ve ritlecitinib bu alanda kullanılan hedefe yönelik ilaçlardandır.
Bu tedaviler yalnızca kaş seyrelmesi bulunan herkese önerilmez. Hastalığın şiddeti ve hastanın sağlık durumu dikkate alınarak değerlendirilir.
Kaş dökülmesi egzama, seboreik dermatit veya tiroid hastalığıyla ilişkiliyse öncelikle altta yatan durum tedavi edilir.
Nedene yönelik tedavi sonrasında kaşlarda yeniden büyüme görülebilir.
Frontal fibrozan alopesi gibi iz bırakan hastalıklarda amaç öncelikle iltihabi süreci durdurmak ve kalan kıl köklerini korumaktır.
Uzun süreli, stabil ve uygun seçilmiş olgularda kaş ekimi gibi işlemler değerlendirilebilir. Ancak altta yatan hastalık aktifse sonuçlar olumsuz etkilenebilir.
Kaşların yeniden çıkması dökülmenin nedenine bağlıdır.
Saçkıran, bazı egzama türleri ve geçici nedenlere bağlı dökülmelerde kıl kökleri korunmuşsa yeniden büyüme mümkündür.
Ancak kıl köklerinin kalıcı olarak hasarlandığı iz bırakan alopesilerde kendiliğinden yeniden çıkış beklenmeyebilir.
Bu nedenle özellikle giderek ilerleyen kaş kaybında erken tanı önemlidir.
Kaşları sürekli yolmaktan ve sertçe ovalamaktan kaçının.
Kaş bölgesinde kızarıklık, pullanma veya kaşıntı varsa dermatolojik muayene yaptırın.
Doktor önerisi olmadan kaş bölgesine kortizonlu veya saç çıkarıcı ilaç sürmeyin.
Kaş seyrelmesine saç çizgisinde gerileme eşlik ediyorsa gecikmeden değerlendirme yaptırın.
Vitamin ve mineral takviyelerini yalnızca gerekli olduğunda kullanın.
Kalıcı makyaj veya kaş ekimi öncesinde dökülmenin nedeninin araştırılmasını sağlayın.
Uzm. Dr. Armin Müştak Dermatoloji Muayenehanesi'nde kaş dökülmesi dermatolojik muayene ile değerlendirilir. Dökülmenin şekline, kıl köklerinin durumuna ve eşlik eden deri belirtilerine göre uygun tetkik ve tedavi planı oluşturulur.
Kaş dökülmesinde doğru tanı, yeniden kıl çıkışı sağlanabilecek durumların belirlenmesi ve kalıcı kıl kökü hasarının önlenmesi açısından önemlidir.
Kaş dökülmesinin nedenine bağlıdır. Saçkıran, egzama veya geçici nedenlere bağlı dökülmelerde yeniden çıkış mümkün olabilir. Ancak kıl köklerinin kalıcı hasarlandığı durumlarda kaşlar yeniden çıkmayabilir.
Evet, özellikle hipotiroidi bazı hastalarda kaşların seyrelmesine neden olabilir. Ancak her kaş dökülmesi tiroid hastalığı anlamına gelmez. Gerekli durumlarda tiroid fonksiyonları değerlendirilir.
Bu yöntemlerin kaş dökülmesindeki etkinliğini destekleyen bilimsel kanıtlar sınırlıdır. Tedavi, öncelikle dökülmenin nedenine göre planlanmalıdır. PRP veya mezoterapi kanıtlanmış temel tedavilerin yerine geçmemelidir.
Frontal fibrozan alopesi gibi iz bırakan hastalıklarda kıl kökleri kalıcı olarak hasarlanabilir. Özellikle kaş kaybına alın saç çizgisinde gerileme, kızarıklık veya pullanma eşlik ediyorsa erken dermatolojik değerlendirme önemlidir.
Dermatoloji; deri, saç, tırnak ve mukozalarda görülen hastalıkların tanı,…
Rozasea, halk arasında gül hastalığı olarak bilinen, özellikle yüzün orta…
Egzama, deride kızarıklık, kuruluk, kaşıntı ve zaman zaman çatlama veya…
Sedef hastalığı (psoriasis), deride kızarıklık, kalınlaşma ve beyazımsı-gümüş renkli pullanmalarla…
Saç dökülmesi, kadınlarda ve erkeklerde her yaşta görülebilen, farklı nedenlere…
Siğiller, insan papilloma virüsünün (HPV) bazı tiplerinin deride oluşturduğu, genellikle…
Benler, tıbbi adıyla melanositik nevüsler, deriye rengini veren pigment hücreleriyle…
Seboreik dermatit, özellikle saçlı deri, kaşlar, burun kenarları, kulak çevresi…
Ürtiker, halk arasında kurdeşen olarak bilinen, deride aniden ortaya çıkan…
Alerjik kontakt dermatit, derinin temas ettiği belirli maddelere karşı bağışıklık…
Alopesi areata, halk arasında saçkıran olarak bilinen, bağışıklık sisteminin saç…
Melazma, özellikle yüzde kahverengi veya gri-kahverengi lekelerin oluşmasıyla kendini gösteren,…
Perioral dermatit, özellikle ağız çevresinde küçük kırmızı kabarıklıklar, sivilce benzeri…
Liken planus, bağışıklık sistemiyle ilişkili, deriyi ve bazen ağız içi,…
Cildimize sürdüğümüz bir ürünün etkisi yalnızca içindeki etkin maddeye bağlı…
Human papillomavirus (HPV), deri ve mukozaları etkileyebilen çok sayıda tipi…
Vitiligo, deriye doğal rengini veren melanosit adlı hücrelerin kaybı sonucunda…
Akne, halk arasında sivilce olarak bilinen, kıl folikülleri ve yağ…