Sedef hastalığı (psoriasis), deride kızarıklık, kalınlaşma ve beyazımsı-gümüş renkli pullanmalarla kendini gösteren, kronik ve bağışıklık sistemiyle ilişkili iltihabi bir hastalıktır.
En sık saçlı deri, dirsekler, dizler ve bel bölgesinde görülmekle birlikte vücudun farklı alanlarını, tırnakları ve bazen eklemleri de etkileyebilir.
Sedef hastalığı bulaşıcı değildir. Dokunma, sarılma veya ortak eşya kullanımıyla başka kişilere geçmez.
Günümüzde geliştirilen tedaviler sayesinde sedef hastalığı birçok hastada uzun süre kontrol altında tutulabilmektedir.
Sedef hastalığının gelişiminde genetik yatkınlık ve bağışıklık sisteminin oluşturduğu iltihabi yanıt önemli rol oynar.
Normalde deri hücreleri belirli bir düzen içerisinde yenilenir. Sedef hastalığında ise bağışıklık sisteminin etkisiyle deri hücrelerinin yenilenme süreci hızlanır ve yüzeyde kalın, pullu plaklar oluşur.
Hastalığın ortaya çıkmasını veya alevlenmesini etkileyebilen faktörler arasında şunlar bulunur:
Genetik yatkınlık
Bazı enfeksiyonlar
Duygusal stres
Derinin tahriş olması veya yaralanması
Sigara ve aşırı alkol tüketimi
Obezite
Bazı ilaçlar
Her hastanın tetikleyicileri farklı olabilir.
En sık görülen belirtiler:
Deride keskin sınırlı, kızarık ve pullu plaklar
Beyazımsı veya gümüş renkli kepeklenme
Kaşıntı ve yanma
Deride kuruluk ve çatlaklar
Saçlı deride kalın kabuklanma
Tırnaklarda küçük çukurcuklar, kalınlaşma veya tırnağın yatağından ayrılması
Bazı hastalarda eklem ağrısı, şişlik ve sabah tutukluğu da görülebilir.
Sedef hastalığının en sık görülen şeklidir. Dirseklerde, dizlerde, saçlı deride ve gövdede pullu plaklarla kendini gösterir.
Saçlı deride kızarıklık, yoğun kepeklenme ve kalın kabuklanmalar görülür. Bazen saç çizgisinin dışına taşabilir.
Özellikle çocuklarda ve gençlerde, bazen boğaz enfeksiyonundan sonra, gövdede çok sayıda küçük damla şeklinde lezyon gelişebilir.
Koltuk altı, kasık ve deri kıvrımlarında görülür. Bu bölgelerde pullanma daha az, kızarıklık ve tahriş daha belirgin olabilir.
Daha nadir görülen, bazı durumlarda ağır seyredebililen psoriasis tipleridir. Yaygın kızarıklık, ateş, halsizlik veya çok sayıda püstül gelişmesi acil değerlendirme gerektirebilir.
Tanı çoğunlukla dermatolojik muayene ile konulur.
Lezyonların görünümü, dağılımı, tırnak bulguları ve hastanın öyküsü değerlendirilir.
Gerektiğinde mantar enfeksiyonları, egzama ve diğer pullu deri hastalıklarından ayrım yapmak için ek incelemeler veya deri biyopsisi yapılabilir.
Tedavi; hastalığın yaygınlığına, lezyonların yerleşimine, kaşıntının şiddetine, yaşam kalitesine ve eşlik eden hastalıklara göre planlanır.
Hafif ve sınırlı sedef hastalığında genellikle ilk tercih cilde uygulanan ilaçlardır.
Kortikosteroidler: Derideki kızarıklık, kalınlaşma ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur.
D vitamini analogları: Kalsipotriol gibi ilaçlar deri hücrelerinin aşırı çoğalmasını düzenlemeye yardımcı olabilir. Kortikosteroidlerle kombinasyon halinde de kullanılabilir.
Kalsinörin inhibitörleri: Yüz ve deri kıvrımları gibi hassas bölgelerde, uygun hastalarda dermatolog tarafından önerilebilir.
Yeni topikal tedaviler: Tapinarof ve roflumilast gibi kortizon içermeyen ilaçlar bazı ülkelerde psoriasis tedavisinde kullanılmaktadır. Türkiye'deki ruhsat ve erişim durumları ayrıca değerlendirilmelidir.
Saçlı deri tutulumu bulunan hastalarda ilaç içeren losyonlar, solüsyonlar, köpükler veya şampuanlar kullanılabilir.
Kalın kabuklanmaların giderilmesinde uygun keratolitik ürünlerden yararlanılabilir.
Salisilik asit içeren preparatlar bazı hastalarda pulların yumuşatılmasına yardımcı olabilir.
Kabukların zorla kaldırılması, sert tarama ve tahriş edici uygulamalar önerilmez.
Dar bant UVB (NB-UVB) fototerapisi, özellikle yaygın veya topikal tedavilere yeterli yanıt vermeyen sedef hastalarında kullanılabilir.
Tedavi belirli aralıklarla ve kontrollü dozlarda uygulanır.
Solaryum, tıbbi fototerapinin yerine geçmez.
Orta ve ağır psoriasis hastalarında veya özel bölgeleri etkileyen dirençli lezyonlarda ağızdan ya da enjeksiyon yoluyla kullanılan tedaviler gerekebilir.
Metotreksat, siklosporin, asitretin ve apremilast bu seçenekler arasındadır.
İlaç seçimi hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları, gebelik planı ve güvenlik değerlendirmesine göre yapılır.
Son yıllarda sedef hastalığının tedavisindeki en önemli gelişmelerden biri biyolojik ilaçlardır.
Bu tedaviler, hastalığın gelişiminde rol oynayan belirli bağışıklık sistemi sinyallerini hedefler.
Günümüzde kullanılan biyolojik tedavi grupları arasında:
TNF-alfa inhibitörleri
IL-17 inhibitörleri
IL-23 inhibitörleri
IL-12/23 inhibitörleri
bulunur.
Uygun hastalarda biyolojik tedavilerle deri lezyonlarında çok belirgin düzelme, hatta tamamen veya tama yakın temizlenme sağlanabilir.
Ancak bu tedaviler herkes için uygun değildir. Başlangıçta enfeksiyonlar ve diğer risk faktörleri değerlendirilir; tedavi sürecinde düzenli takip yapılır.
TYK2 inhibitörleri, psoriasis tedavisinde geliştirilen daha yeni hedefe yönelik ilaç gruplarındandır.
Deucravacitinib, uygun orta ve ağır plak psoriasis hastalarında kullanılabilen bu gruptaki ilaçlardan biridir.
Bu ilaçların uygunluğu, güvenliği ve Türkiye'deki erişim koşulları dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
Bazı sedef hastalarında psoriatik artrit adı verilen iltihabi eklem hastalığı gelişebilir.
Özellikle şu belirtilere dikkat edilmelidir:
Eklemlerde ağrı ve şişlik
Sabahları belirgin tutukluk
Parmakların tamamında şişme
Topuk ağrısı
Uzun süren iltihabi bel ağrısı
Bu belirtilerin bulunması durumunda dermatoloji ve romatoloji uzmanlarının birlikte değerlendirmesi önemlidir.
Erken tanı, kalıcı eklem hasarı riskinin azaltılması açısından değerlidir.
Psoriasis yalnızca deriyi etkileyen bir hastalık değildir.
Özellikle orta ve ağır hastalığı bulunan kişilerde obezite, metabolik sendrom, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi durumların değerlendirilmesi önemlidir.
Bu nedenle hastalık yönetiminde genel sağlık durumunun da göz önünde bulundurulması gerekir.
Sedef hastalığı kronik seyirli bir hastalıktır. Her hastada kalıcı iyileşme sağlayan kesin bir tedavi henüz bulunmamaktadır.
Ancak güncel tedavilerle uzun süreli hastalık kontrolü ve bazı hastalarda derinin tamamen veya tama yakın temizlenmesi mümkündür.
Tedavi bırakıldıktan sonra hastalık tekrar alevlenebilir.
Cildinizi düzenli olarak nemlendirin.
Çok sıcak suyla uzun süre duş almaktan kaçının.
Kalın kabukları koparmayın.
Cildinizi sert kese veya fırçalarla tahriş etmeyin.
Sigara kullanıyorsanız bırakmaya çalışın.
Alkol tüketimini sınırlayın.
Kilo kontrolüne ve dengeli beslenmeye önem verin.
Düzenli fiziksel aktivite yapın.
Hekim önerisi olmadan ilaçlarınızı kesmeyin.
Eklem ağrısı ve sabah tutukluğu gibi belirtileri doktorunuza bildirin.
Sedef hastalığını tamamen ortadan kaldırdığı kanıtlanmış özel bir diyet veya bitkisel karışım bulunmamaktadır.
Sedef hastalığı tedavisinde amaç yalnızca pullanmayı azaltmak değil, hastalığın uzun dönem kontrolünü sağlamak, yaşam kalitesini artırmak ve eşlik edebilecek sağlık sorunlarını değerlendirmektir.
Uzm. Dr. Armin Müştak Dermatoloji Muayenehanesi'nde psoriasis hastaları dermatolojik muayene ile değerlendirilir. Hastalığın tipi, yaygınlığı, yerleşimi ve önceki tedavileri dikkate alınarak kişiye özel tedavi ve takip planı oluşturulur.
Günümüzde sedef hastalığı için etkili tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Doğru tanı, uygun tedavi ve düzenli takip sayesinde hastalığın belirtileri önemli ölçüde kontrol altına alınabilir.
Hayır. Sedef hastalığı bulaşıcı değildir. Dokunma, sarılma, aynı havluyu kullanma veya yakın temas yoluyla başka kişilere geçmez.
Sedef hastalığı kronik ve tekrarlayıcı bir hastalıktır. Kesin ve kalıcı iyileşme her hastada mümkün değildir. Ancak güncel ilaçlar ve biyolojik tedavilerle hastalık uzun süre kontrol altında tutulabilir, hatta bazı hastalarda deri tamamen temizlenebilir.
Biyolojik ilaçlar, sedef hastalığına yol açan iltihabi mekanizmaların belirli bölümlerini hedefleyen tedavilerdir. Özellikle orta ve ağır psoriasis hastalarında etkili olabilirler. Tedavi öncesinde uygunluk ve güvenlik değerlendirmesi yapılması gerekir.
Evet. Bazı hastalarda psoriatik artrit adı verilen iltihabi eklem hastalığı gelişebilir. Eklem ağrısı, şişlik, sabah tutukluğu veya topuk ağrısı varsa dermatoloji uzmanına bildirilmelidir. Erken değerlendirme kalıcı eklem hasarının önlenmesi açısından önemlidir.
Dermatoloji; deri, saç, tırnak ve mukozalarda görülen hastalıkların tanı,…
Rozasea, halk arasında gül hastalığı olarak bilinen, özellikle yüzün orta…
Egzama, deride kızarıklık, kuruluk, kaşıntı ve zaman zaman çatlama veya…
Saç dökülmesi, kadınlarda ve erkeklerde her yaşta görülebilen, farklı nedenlere…
Siğiller, insan papilloma virüsünün (HPV) bazı tiplerinin deride oluşturduğu, genellikle…
Benler, tıbbi adıyla melanositik nevüsler, deriye rengini veren pigment hücreleriyle…
Seboreik dermatit, özellikle saçlı deri, kaşlar, burun kenarları, kulak çevresi…
Ürtiker, halk arasında kurdeşen olarak bilinen, deride aniden ortaya çıkan…
Alerjik kontakt dermatit, derinin temas ettiği belirli maddelere karşı bağışıklık…
Alopesi areata, halk arasında saçkıran olarak bilinen, bağışıklık sisteminin saç…
Kaş dökülmesi, tıbbi adıyla kaş alopesisi veya madarozis, kaş kıllarının…
Melazma, özellikle yüzde kahverengi veya gri-kahverengi lekelerin oluşmasıyla kendini gösteren,…
Perioral dermatit, özellikle ağız çevresinde küçük kırmızı kabarıklıklar, sivilce benzeri…
Liken planus, bağışıklık sistemiyle ilişkili, deriyi ve bazen ağız içi,…
Cildimize sürdüğümüz bir ürünün etkisi yalnızca içindeki etkin maddeye bağlı…
Human papillomavirus (HPV), deri ve mukozaları etkileyebilen çok sayıda tipi…
Vitiligo, deriye doğal rengini veren melanosit adlı hücrelerin kaybı sonucunda…
Akne, halk arasında sivilce olarak bilinen, kıl folikülleri ve yağ…